İslam’ın Kaynakları Üzerine

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

Araştırmacı – Yazar Hikmet ZEYVELİ

“İslam dininin kaynakları üzerinde geçmişte olduğu kadar günümüzde de yoğun bir tartışma süregelmektedir. Bu tartışmalar:
–  Kaynakların nicelik ve nitelik olarak tespiti,
–  Kaynakların tarihi gerçekliliği (sıhhati) meselesi,
–  Metinlerin doğru anlaşılması (tefsiri) meselesi,
– Hüküm ifade eden metinlerin aktüalize edilmesi meselesi
şeklinde kategorize edilebilir.

İlk ve orijinal kaynakların tetkikinden, İslami ilkelere kaynaklık eden mehazların, “yanlız Kur’an”, ‘Kur’an ve sünnet’, ‘Kur’an ve Ehl-i Beyt’ şeklinde olduğu yolunda gündemde tutulan tezlerden ‘Yalnız Kur’an’ tezinin güçlü olduğu ve fakat sünnet’in de, Kur’an’ın bir alternatifi yada mütemmimi değil, O’nun bir ‘identiği’ (gerçek anlamıyla bir te’vili) olarak kabul edilebileceği sonucuna varmak bizce mümkün görülmektedir.

Tarihi gerçekçilik konusunda; günümüze kadar yaşayan Sünni, Şii -ve hatta ibadi- İslam topluluklarının ellerindeki Kur’an nüshalarında, birbirlerine nazaran, öze taallük etmeyen önemsiz bazı kıraat tercihleri dışında, hiçbir farklılığın tespit edilmemiş olması, bu konuda kılı kırk yaran Batılı araştırmacıların bile “Kur’an’ın Hz. Peygamber zamanındaki şekliyle bize ulaşmış olduğunu” itirafa zorlamıştır. Ancak bu özellik, Kur’an dışı fakat kaynak metinler (Hadis, Tefsir,Tarih..) için detaylara inildikçe zayıflamakta ve bu kaynakların sıhhatinin tespitinde kendileri dışında başka argümanlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Tarihte ve günümüzde İslami metinlerin doğru anlaşılması konusuna gelince; İslam hukukçularınca, bu metinlerin ilk muhatabı olan toplumların arka planlarının dikkate alınması her zaman bir ihtiyaç olarak gündeme getirilmiştir. (Kur’an için, nuzül ortamına ve sebeplerine; Hadisler için, vürud sebeplerine dikkat çekilmiştir). Zira Kur’an ve Hadis metinleri, dilimizdeki anlamıyla birer ‘kitap’ olarak değil, ‘hitap’ olarak fonksiyon icra etmişlerdir.

Kur’an ve Sünnet hükümlerinin günümüzde uygulanması (aktüalize edilmesi) tartışmaları ise, bu hükümlerin evrenselliği bağlamında gündeme gelmektedir. Kur’an’ın 23 senelik bir zaman intervalinde nazil olmasını, O’nun, “hitap ettiği toplumu aşama aşama eğitmesi ve ilkelerini tedricen uygulamaya koyması” hikmetine mebni görenler için, Kur’an’da tarihsel unsurların bulunması kaçınılmazdır ve dolayısıyla, Kur’an’ın aktüalize edilmesinde bu özelliğin gözardı edilmemesi gerekir.

Bizce de makul olan bu bakış açısının yanı sıra; Kur’an’ın çok cüz’i ve mübhem birkaç inanç esasının dışında evrensel hükümleri olmadığını iddia eden laik ve batıl bir zihniyetle, O’nda tarihsel hükümlerin bulunabileceğini inkâr eden şabloncu (taklitçi) zihniyetler de varolagelmiştir.”

Not: Özet, deşifre üzerinden hazırlanmıştır.

Hazırlayan: Özer Çelebi
Önceki Yazı

Kur’an ve İnsan

Sonraki Yazı

Farklı İslam Anlayışları

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir