Caledeiscoop Derneği Yetkililerinin Ziyareti

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

11 Mayıs 2016

Caledeiscoop Derneği
Fas kökenli Belçika vatandaşı olan Malika Saissi tarafından 25 yıl önce kurulan dernek, her renk ve sesten kadınları bir araya getirmiş ve dernek adını da bu renklilikten almakta. Çalışma konularını kadınların psikolojik ve fiziksel sağlığı oluşturan derneğin bir diğer amacı ise kadınları güçlendirerek toplumsal hayata katılımlarını sağlamak olarak belirlenmiş. Bunun için kadınların mantalitesini değiştirmek amacıyla faaliyetler gerçekleştiren dernek, aynı zamanda kadınlara istihdam imkanları da sunmakta. Ayrıca, kadına yönelik şiddet ister istemez bu kadın derneğinin de konularından birini oluşturmakta.


Aile İçi Sorunlar ve Yalnız Kadınlar

Misafir ettiğimiz dernek yetkilileri ve üyeleriyle yapılan çalışmaları, Belçika’da yaşanan kadına yönelik şiddeti, boşanma olaylarını ve nedenlerini konuştuk.

Serbest sohbet şeklinde gerçekleşen programda ilgi çekici tespitler yapıldı. Fas kökenli, Belçika vatandaşı olan kadınların bir çoğu boşanma nedeni olarak sevgi ve ilgi eksikliğini gösterdi. Programa katılanların genelde yalnız yaşayan ya da boşanmış kadınlar olduğu göz önüne alındığında, sevgi eksikliğinin boşanmayla sonuçlanan nasıl derin bir ızdıraba dönüştüğü görülebiliyordu. Anlatımlarda aldatma da boşanma nedenlerinden bir olarak ortaya çıktı.

Aile içi sorunlarının bir diğer nedeni olarak, kadının kendini daha fazla yetiştirmesi ve daha fazla maaş almasının erkeklerde oluşturduğu stres olarak açıklandı. Bir katılımcı bu durumu şöyle anlattı; “Eskiden kocalarımıza daha fazla muhtaçtık. Evin geçimini onlar sağlıyor, bize harçlık veriyor, ihtiyaçlarımızı karşılıyorlardı. Bilmediğimiz şeyleri onlara sorup öğreniyorduk. Artık birbirimize olan ihtiyacımız azaldı. Bu da “bir” olmayı zorlaştırıyor, bizi birbirimizden uzaklaştırıyor.”

Bir diğer katılımcı, “biz bir şekilde kendimizi geliştirirken onlar (erkekler) hep aynı kaldı, kadınların güçlenmesi aile içi dengeleri sarsıyor ve sorun olmaya başlıyor. Kadınlar güçlendikçe kendilerine uygun eş bulmada da zorlanıyor,” dedi.

Belçika’da yaşayan  ilk nesil kadınlarda durum böyleyken yeni nesil kadınların daha eşit ilişki üzerinden evlendiği ancak en çok boşanmanın da yine bu gençler arasında olduğunu belirten başka bir katılımcı, “çünkü gençlerde tahammül yok, beklentilerine uymayan evlilikleri sonlandırmada çabuk karar veriyorlar” dedi.

Toplumun boşanmayı normal karşıladığını ve en ufak bir sorunda boşanmayı teşvik ettiğini söyleyen diğer katılımcı “bu durum bizi boşanmaya itiyor. Mutlu değilsen boşan ya da hayallerini gerçekleştiremiyorsan boşanabilirsin anlayışı var”. Bu durumda boşanmamanın neredeyse kınanan bir durum olduğunu ifade etti.

Aslında kadınlar anlatımlarıyla, geleneksel bir zihin dünyası ile modern anlayışın egemen olduğu bir dünyada yaşamanın doğasından kaynaklanan gerilimin, aile içi sorunlara neden olduğunu deşifre ediyorlardı.

Bu kadınlar eşlerinden ilgi ve sevgi göremediği, aldatıldığı ve hatta şiddete uğradığı için ayrılmışlardı. Şimdi genel üzerinden belki de kendi hayat hikayelerini anlatıyorlardı. Ne zamandır yalnızdılar, ne yaşadılar bilmiyoruz ama söylemlerinde kadınlar da suçluydu; Eğer bunlar olmasa belki de boşanmayabilecekleri gibi bir düşünceye sahip gibiydiler. Konuşmalarının alt metnine sinen gizli bir pişmanlık hissediliyordu. Gizli bir pişmanlık ve yalnızlık…

İnsanoğlunun en temel ihtiyacı olan sevgiye hasret kalmış, onun eksikliğine mahkûm edilmiş kadınlarla konuştuğumuz hissine kapıldım. Yabancı bir ülkede yaşamın zorluklarıyla mücadele edebilmek için birbirlerine sığınan, terapi niteliğindeki geziler ve etkinliklerle yalnızlıklarını telafi etmeye çalışan kadınlar… Her şeye rağmen birlikte bir güç oluşturmayı başarmış, her türlü kırılganlıklarına, yaralarına rağmen hayata tutunmayı başarmış kadınlar…

Konuşmaların hasılası kaybettiğimiz değerlere işaret ediyor. Ve aslında bu değerlerimizin eksikliği bütün insani ilişkilerimizde yaşadığımız sorunların temelini oluşturuyor. Tahammül, sabır, kanaat, empati, merhamet, sadakat ve adalet gibi hasletleri vakıaların içlerine yerleştirecek olsak, sorunlarımız büyük ölçüde çözülebilir. Ancak dünya bu değerlerden her gün biraz daha uzaklaşıyor. Böylece aslında sorun olmayacak küçük meseleler büyük ve girift sorunlar haline geliyor ve insanlık hukukun kuru kuralları arasında adaleti arıyor. Bu keşmekeşte sevgi, TV dizilerinde izlenmelik bir gösteriye dönüşüyor.{jcomments on}

 

Hazırlayan: Ayla Kerimoğlu
Önceki Yazı

Küçük Yardımlarla Oluşan Büyük Mutluluklar

Sonraki Yazı

Öncü Kadınlar Öncü STK’lar Projesi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir