Bedenimiz Kimindir?

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

Kadın- Erkek ve Aile Sempozyumu

03 Mart 2012
Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi

 

Ak-Der ve Hayat Sağlık Vakfı’nın birlikte düzenlediği “Kadın, Erkek ve Aile Sempozyumu”nun ilk oturumunun konusu “Bedenimiz Kime Ait” idi. Oturum başkanı Ayla Kerimoğlu şunları söyleyerek oturumu başlattı:

“Beden üzerine yorumlar belki de insanlık tarihi kadar eskidir. Kutsal metinler Felsefi ve ilmi yaklaşımların hep beden üzerine söyleyecek sözleri olmuştur.

Zira beden, insan varlığının aynası olarak toplum sahnesine çıkmaktadır. Bu şekilde bedenlerin birbiriyle karşılaşması, etkileşime girmesi hem bir dayanışmaya hem de birbirine müdahale etmesine de imkan vermektedir.

Güçlü bedenlerin güçsüz bedenler üzerinde tahakküm kurmak istemesinin yanı sıra ideolojilerin, dinlerin, siyasal rejimlerin oluşturmak istedikleri insan anlayış ve tasavvurlarına  göre bedeni düzenleme ve kontrol altına alma isteği vardır.
Bütün bunlar beden üzerinde iktidar yarışına zemin hazırlamakta ve bedeni bir tür çatışma alanı haline getirmektedir.

Ayrıca, modern kapitalist sistem, bedeni devasa tüketim projesinin vazgeçilmez bir projesi haline getirmiştir; moda, estetik, diyet, spor, yaşam-tarzı, kozmetik cerrahi, ilaç sanayi gibi tüketim alanlarında beden odak noktadır.Bütün mesele bedeni kimin denetleyeceği, kimin kontrol edeceğidir.

Feminist teorinin söylediği gibi gerçekten “bedenimiz bizim” mi dir.
Yoksa devletin ya da ideolojilerin insiyatif alanı içinde midir?
Peki ya dinlerin beden üzerinde söz sahibi olması ne demektir?”

 1.Oturumda bu soruların cevapları dört başlık altında masaya yatırıldı.

Kitabi dinlerde ve İslam’da kadın ve erkek kime ait? / Halime Yıldız, Vaize
Biyo-politika ve bedenin kullanılışı / Hilal Kaplan, Sosyolog, Yazar
Feminizmin “bedenim benimdir ” tezi tartışmalarına bakış
Yıldız Ramazanoğlu, Yazar
Tıpta beden algısı / Şeyma Çavuşoğlu, Uzman Klinik Psikolog

2.Oturumun konusu “ Emeğimiz Kime Ait” idi. Bu oturumda ise 24 saatlik periyodlarla ölçülen hayatın ve bu hayatta harcanan mesainin değişen sosyal, ekonomik ve kültürel şartlar sonucu kime ait olduğu sorgulandı. Ev hanımlığının emeği görmezden gelinen bir alana dönüşmesinin yanında, bugün artık ekseriyetle hem anne hem de babanın çalıştığı yeni aile ile karşı karşıya kalınmaktadır. Anne ve babanın evin dışında da yüklü mesailerinin olduğu, ev hanımlarının her türlü sosyal haktan beri olduğu, işyerlerindeki dışlama, taciz ve yıldırma uygulamalarının artık kişilerin tüm hayatını etkilediği bir ortamda “mesaimiz kime ait?” sorusuna cevap arandı.

Oturum başkanlığını Dr. Nurgül Elbaşı’nın üstlendiği ikinci oturumda konu aşağıdaki başlıklar çerçevesinde masaya yatırıldı.  

Çalışan annenin ikilemi, çalışan babanın konforu: Aile / Gülden Esat, Uzman Psikolog
Evde çalışan kadın: Evkadını / Habibe Keleş, Evkadınları Kültür ve Dayanışma Derneği Bşk.
Şiddete çözüm olarak sunulan reçete: Ekonomik özgürlük / Yrd.Doç. Alev Erkilet, Kırklareli Üniversitesi
İşyerinde ayrımcılık ve dışlama: Mobbing / Neslihan Akbulut Arikan, Sosyolog.

Hazırlayan: Emir Sultan Baryaman
Önceki Yazı

El-Munkizu Mined’dalal Dalaletten Kurtuluş

Sonraki Yazı

Malan Barkirin: Zorunlu Göç Anlatıları

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir