İhlas Sûresi; Tevhid’e Çağrı*

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

Prof. Dr. Hasan Elik

30 Kasım 2016

Tefsir okuması yaparken ilk dikkat edilmesi gereken, ayetlerin nüzul dönemi ve o ayetin o dönemde ne ifade ettiğidir. Biz Kur’an’ın o dönemde ifade ettiği anlamı tespit edemezsek, bugüne yönelik mesajını da kavrayamayız. Bu yüzden o ilk mananın iyi bilinmesi gerekir.

İlgili kaynaklarda belirtildiğine göre İhlas Sûresi Mekke’de indi. İndirildiği dönem, putperestliğin hakim olduğu bir dönemdi. Mekke müşrikleri, meleklerin Allah’ın kızları (sevdiği, kendine yakın kıldığı varlıklar anlamında) olduğuna, onlar vasıtasıyla Allah’a ibadet edileceğine inandıkları için, onların heykellerini yaparak Kâbe’nin etrafına dikiyor, Kâbe ile birlikte onların etrafında dönüyorlardı. Salih/dindar olduklarına inandıkları insanların da (Lât, Menat vb.) heykellerini yaparak onlardan da medet umuyorlardı.

Medine’deki bazı Yahudiler de Hz. Üzeyir’in; kaybolan Tevrat’ı yeniden ortaya çıkardığına, dolayısıyla Allah’ın sevgili, özel bir kulu olduğuna inanarak O’nu çok yüceltiyor, kutsuyor, O’ndan şefaat bekliyorlardı.[2] Onlar da Allah’a böyle şirk koşuyorlardı. Arabistan ve Necran bölgesindeki Hristiyanlar da İsa’yı kutsayarak Allah’a şirk koşuyorlardı. [3]

İhlas Sûresi ile, işte bu şirke karşı çıkılıyor. Sûre Allah’ın birliğini ilan ediyor. “Kul huvallâhu ehad”; fakat bu “birlik”ten maksat neydi? Bu, sayısal anlamda 1 miydi? Yüce yaratıcı; zamandan, mekândan münezzeh olduğu gibi, sayıdan da münezzeh değil miydi? O’nun zatı hakkında keyfiyet belirlemek kimin hakkı! Hangi idrak bunu kavrayabilirdi?

Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla durum şudur: müşrikler, Allah’a inanıyorlar fakat kendilerinin günahkâr olduklarını düşündüklerinden melekler ve sâlih kimseler vasıtasıyla Allah’a ibadet etmeye ve yakınlaşmaya çalışıyor, bunu da dindarlık olarak nitelendiriyorlardı. Biz, Allah’a şirk koşan müşrikleriz demiyorlardı. Kur’an; onların dinî yaşam ve inanç biçimlerini yorumlayarak bu yaptığınız şirktir diye değerlendiriyor.

Keza, dönemin Hristiyanları; “biz doğru yoldayız, gerçek dindar bizleriz. Siz de Hristiyan olun ki kurtuluşa eresiniz”, (ilgili ayetler için bkz. Bakara 2/ 135,111, Mâide 5/18) diyor. Medine Yahudileri de; “Cennete sadece biz gireceğiz, cehennem bize haramdır, biz Allah’ın sevgili kullarıyız” diyor. (ilgili ayetler için bkz. Bakara 2/ 135,111, Mâide 5/18) Fakat Kur’an diyor ki; bu iddianız doğru değildir. Bütün peygamberlere; İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, İsa ve Musa peygambere ve son elçimiz Muhammed’e inanan ve inançlarına uygun yaşayanlar kurtuluşa ereceklerdir. (bkz. Bakara 2/135)

Kur’an-ı Kerim’in müşrikleri eleştirdiği nokta, Allah’a inanmamaları/ dinsiz olmaları değildir. Zira Allah inancı olmayan yerde şirk söz konusu değildir. Kur’an’ın onları eleştirdiği husus, Allah ile kulun arasına kutsal saydıkları bazı kişi ve varlıkları koymalarıdır. Yani kullarının Yüce Yaratıcı ile doğrudan, kendi istek ve arzularıyla kuracakları bağı koparmalarıdır. Kur’an, işte buna şirk diyor.

Bu arka plan eşliğinde İhlas Suresine baktığımızda nüzul dönemi itibariyle bizim tespit edebildiğimiz mana şudur;
“Ey elçimiz Muhammed! Müşriklere karşı tevhid gerçeğini şöyle haykır: Kulluk edilmeye layık yegâne kudret, sizin de kabul ettiğiniz gibi bütün varlığın yaratıcısı ve sahibi olan Allah’tır. O’nun eşi, benzeri ve ortağı yoktur. İddia ettiğiniz gibi melekler Allah’ın kızları; Hristiyanların inandıkları gibi İsa, Yahudilerin inandıkları gibi Üzeyir de O’nun oğlu değildir. O halde bu varlıkları, tazim edip Allah’ın nezdinde şefaatçi kabul ederek şirk koşmayın! Yalnızca O’na kulluk edin.” Doğrusunu Allah bilir. (bkz. İndirildiği Dönemin Işığında Kur’an Tefsiri – Tevhit Mesajı, M.Ü.İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları)

Özeti Hazırlayan; Zeynep Karataş – Şule Elik Gevrek

[2] Bkz. Tevbe 9/30

[3] Bkz. Tevbe 9/30

*Prof. Dr. Hasan ELİK tarafından, Hazar Derneği’nde 30 Kasım 2016 tarihinde yapılan Tefsir dersinin özetidir.

Önceki Yazı

Kur’an’ın Aslı İtibariyle Hitap Oluşunu Dikkate Almamanın Manaya Etkisi*

Sonraki Yazı

Kur’an Tefsirinde Nüzul Dönemindeki Anlamın Gözardı Edilmesi ve Sonuçları*

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir