TBMM’nin Açılışının 85. yılında Türkiye’de Kadın Hakları

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

 “8 Mart Dünya Bazı Kadınlar Günü”

 07 Mart 2005
Hazırlayan: Ayla Kerimoğlu

“TBMM’nin 85. yılında Türkiye’de Kadın Hakları” konulu toplantının davet sahibi Sn. Bülent Arınç’tı. TBMM tarihinde ilk kez yapılan böyle bir toplantının  AK Parti’den seçilen bir başkanın ev sahipliğinde yapılıyor olması özel bir anlam içeriyordu.

Toplantı, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sn. Güldal Akşit’in dönemi içinde kadına yönelik yapılan çalışmalardan örnekler verdiği açılış konuşmasıyla başladı. Ardından TBMM Başkanı Bülent Arınç  Atatürk tarafından seçme ve seçilme hakkı tanınan Türk kadınının, daha ilk seçimde 18 kişi  ile meclise girdiğini belirterek, kadınlar lehine yapılmış bütün çalışmaların bu meclis tarafından yapıldığını belirtti.
Daha sonra oturum başkanlığını Prof. Feride Acar’ın yaptığı, AKP milletvekili ve Hazar Grubu üyesi Dr. Zeynep Karahan Uslu, CHP milletvekili Canan Arıtman, Doç. Yıldız Ecevit ve Prof. Serpil Sancar’ın konuşmacı olarak katıldığı panele geçildi.

Panelde TBMM çatısı altında yapılan bu ilk toplantının sembolik önemine vurgu yapıldı. Dünyada ve ülkemizde kadınların yaşadığı problemlere dikkat çekildi. Ülkemizde kadın sorunları, bugüne kadar elde edilen kazanımlar ve daha yapılması gerekenler üzerinde duruldu. Seçme ve seçilme hakkına pek çok ülkeye göre çok önceden sahip olan Türk kadının bu kazanımlarını iyi kullanamadığının altı çizildi.

Doç Yıldız Ecevit’in Pekin Deklarasyonunun ve Eylem Planının dönüştürücü bir politika üretemediği ve Türkiye’de ciddi bir kadın politikasının olmadığını belirttiği konuşmasında Japonya’dan trajikomik bir olay anlattı. Buna göre; Tokyo Valisi “doğurganlığı biten kadınların yaşaması israf  ve suçtur” demiş. Kadınlar bunun aleyhine tazminat davası açmışlar. Ancak dava bu sözlerde “Kadınları incitecek bir şey yoktur.” gerekçesiyle reddedilmiş.

Diğer panelistlerden farklı olarak Canan Arıtman’ın  konuşmasının son derece ideolojik, sloganik ve zaman açısından da mütecaviz oluşu dikkat çekiciydi. Deyim yerindeyse tribünlere oynar bir görüntü arz ediyordu. Gerçi yaş ortalaması oldukça yüksek olan dinleyici kitlesinden de karşılık görüyor, bunun yanı sıra konuşmasından rahatsız olan bazıları salonu terk ediyordu. Panelistlerin her biri kadın çalışmalarıyla tanınan bu konunun önde gelen isimlerinden olmalarına rağmen en çok alkışı alanın Canan Arıtman olması izleyicilerin önceliğini belirlemesi açısından ilgi çekiciydi. Yani aslında 8 Mart Dünya kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen bir toplantı yine ideolojinin kurbanı oluyordu. Maalesef  Kadınlar salt kadın olmaktan doğan problemlerini objektif olarak ve ideolojilerden uzak bir şekilde konuşmaya henüz hazır değil gibi görünüyor.

Salona girdiğimde dikkatimi ilk çeken şey davetlilerin orta yaş üstü hanımlardan oluşmasıydı. Böyle bir toplantıya gençlerin ilgi göstermemesi acaba gençlerimizin topluma dair ideallerini kaybetmiş olduklarından mı yoksa konunun ilgilerini çekmemiş olmasıyla mı açıklanmalı bilemiyorum.

Evet, bir 8 Mart’ı daha geride bırakırken kadın ve insan hakları alanında yapılmış bunca düzenlemelere ve kazanımlara rağmen gerek gözlemlerimiz, gerek istatistikler, gerek basına yansıyanlar hem kadınlar hem insanlar açısından oldukça düşündürücü.
Bir de yansımayanlar ve yansıtılmayanlar düşünüldüğünde durum oldukça vahimleşiyor. Buradan bakılınca “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nün adı şöyle değiştirilmeli, “8 Mart Dünya Bazı Kadınlar Günü”.

Önceki Yazı

Tam Demokrasi İçin Elele Sivil Anayasa Sempozyumuna Katıldık

Sonraki Yazı

Türkiye’de Kadınlar ve Eşit Fırsatlar Seminerine Katıldık

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir