Medeniyetler İttifakında Kadın Kongresine Katıldık

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:
28-29 Ocak  2006

Birleşmiş Milletlerin “Medeniyetler İttifakı Projesi”nin hayata geçirilmesinde öncülük eden ülkelerden biri olan Türkiye, bu kapsamda 28-29 Ocak 2006’da “Medeniyetler İttifakında Kadın” kongresini Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün organizasyonuyla Conrad Otel’de gerçekleştirdi.

Doğudan batıya, kuzeyden güneye, dünya kadınlarını bir araya getiren  Kongreye bakanlar, milletvekilleri, AP üyeleri, akademisyenler, bilim kadınları, BM örgütleri, yurtiçi ve yurtdışı sivil toplum örgüt temsilcileri katıldı.

Dünyanın farklı bölgelerinden, İsveç’ten Afganistan’a, İsrail’den Pakistan’a 22 ülkeden bir araya gelen 31 kadın konuşmacı uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasında kadının rolünü, karar alma mekanizmasında kadını, kalkınmanın dinamiği olarak kadın gücünü, bilim ve teknolojide kadının yerini ve yasal boyutta kadının statüsünü tartıştı.

Kongrenin amacı

Dünya kadınlarının sosyal hayata katılımı için bir dayanışma platformu oluşturmak, uluslarararası kadın örgütleri ile ulusal STK’ları ve Türk hükümeti arasında iletişimi sağlamak, Türkiye’de kadın haklarının yasal ve uygulama alanında gelişimine katkıda bulunmak gibi ana hedefleri bulunan kongre, aynı zamanda, AB ile müzakerelerde cinsiyet eşitliği ve kadın hakları alanında gereken ilerlemelerin sorunsuz olarak tamamlanabilmesi için de bir ön hazırlık niteliği taşıyor.

“Medeniyetler İttifakında Kadın” Kongresinden   HAZAR’ın Notları

Devletlerin de kadına karşı ayrımcılığı töre haline getirmesi kabul edilemez…

Kongresinin açılış konuşmasını yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında, “Daha adil dünya için güç ilişkilerinin yerini insani değerlerin alması şarttır. Evrenselliği çok iyi kavramış olan kadınların medeniyetler ittifakına fevkalâde önemli katkılar yapacağına inanıyorum. Kadını özel alana hapseden, kamu alanından dışlayan, cinsiyet ayrımcılığına dayalı baskıcı ve tutucu anlayışlar medeni olamaz.” Dedi.

Kadınların ulusal ölçekte hayatın her alanına eksiksiz katılabilmesi için gerekli bütün yasal düzenlemelerin yapıldığını, bugün siyasi haklar bakımından Türk kadınının önünde hukuki bir engel kalmadığını ifade eden Erdoğan, bürokraside, akademik hayatta, uzmanlık gerektiren mesleklerde Türk kadınının oranının pek çok batı ülkesiyle kıyaslanabilir seviyede olduğunu söyledi.

Türk kadınının bugün hâlâ günlük hayatlarında toplumsal yapıdan, geleneklerden kaynaklanan sorunlar yaşadığına da dikkat çeken Erdoğan şöyle devam etti:
“Bu sorunların çözümü için yasal düzenlemeleri aşan bir şuuru, bir duyarlılığı hayata hakim kılmalıyız. Burasının altını çizerek söylüyorum, toplumların olduğu gibi devletlerin de kadına karşı ayrımcılığı töre haline getirmesi kabul edilemez. Şu gerçeği her zaman ifade ediyoruz, burada bir kez daha dile getirelim ki kadına karşı cinsiyet ayrımcılığı en az ırkçılık kadar tehlikeli ve yanlıştır. Hiçbir töre, hiçbir gelenek, hiçbir anlayış insanın insana karşı şiddet kullanmasının mazereti ve gerekçesi olamaz”.
Toplumlara ışık tutan her kültür ve dinin, özünde benzer ideal ve değerlerin olduğunu ifade eden Erdoğan, “Hiçbir din, insana zulmetmeyi hedeflemez. Hiçbir din, insana terörizmin çirkin yüzünü destekleyecek bir yol açmaz. Şimdi yapılması gereken bu müşterek değerleri her zeminde görünür kılmak, yüksek sesle, güçlü biçimde savunmaktır” diye konuştu.

İnsanlığın En Önemli Problemi Değişimi Yönetememesidir.

Medeniyetleri felsefi yönden ortaya koyan Devlet Bakanı Mehmet Aydın; “Medeniyetin  ve  Kültürün bir tek tarifi olmaz. Mesela kültürün yüz yirmi  tarifi vardır. Bunların hepsi de doğrudur. Bu tarifler ne kadar doğru ise o kadar da eksiktir. Çünkü her biri kültürün bir nüvesini önceleyerek bir tarif geliştirmiş diğerlerini biraz ihmal etmiştir. Dolayısıyla medeniyetler çatışması gibi büyük anlatılara inanmak çok da doğru değildir. Medeniyetlerden bahsederken biraz mütevazı olmalıdır. Ama yine de bu tür bir anlatıyla bundan sonraki çatışmaların kültür çatışması olacağı anlatılmak isteniyor. Aslında çatışmaların temelinde dünyayı güç ile izah etme gayreti vardır. Çatışma, güç düzeni ile ahlaki düzeni bir arada tutamamanın bir sonucudur.

Medeniyetler çatışması tezi bu gücü kullananların kendi sorumluluğunu perdelemek için kullandıkları bir mazerettir. Yoksa medeniyetler çatışmaz. Böylece ekonomik, politik, sosyal alanda oluşan bir durum medeniyetler diline tercüme edilmiş oluyor. Bunun bir sonucu olarak bir medeniyet, “ İşte Müslümanlar böyledir, onlar demokrat değildirler.” vs. ile mahkum edilmek isteniyor. Oysa onların eleştirdiği insanlardan hiç biri biz demokrasiye karşıyız, demiyor.

Medeniyetler durup dururken oluşmazlar. Hepsi birbirinden etkilenmiş olmakla birlikte kendi kimliğini kendi özelliğini taşırlar. Eğer İslam medeniyetini çıkarırsanız Batı medeniyetini; Renösansı, Aydınlanmayı ve hatta Reformasyonu dahi izah edemezsiniz. Medeniyetler insanlığın bir birikimidir, bunu böyle görmek lazımdır.

Son 100-150 yıldır medenilik tanımı kadınlar merkeze alınarak yapıldığını ifade eden Aydın “Kadın konusu kültürlerin en hassas konusudur. Medeni toplum kadın erkek tartışmalarını geride bırakan toplumdur” dedi.

İnsanlığın en önemli probleminin değişimi yönetememesi olarak tespit eden Aydın, “Eğer katı bir muhafazakarsanız istikrarı muhafaza etmek adına bunu yapamazsınız. Nitekim Osmanlıda böyle olmuştur. Batıda da değişim yönetilememiş yaşanan hızlı değişim istikrar unsurlarını tırpalamıştır. İnsanlığın ortak değerleri muhakkak muhafaza edilmelidir. Mesela adalet önemli bir değerdir. Bugün yapılan bütün savaşların ve kargaşanın temelinde adaletsizlik vardır. Bütün dünya zenginliğini insanların % 20’sinin kullanması bunun açık delilidir” dedi.

Bugünkü medeniyetlerin arkasında yeterince kadın katılımı ve katkısı olmadığını, bu çatışmacı düzenin arkasında erkek zihniyetinin varolduğunu  ve kadınların katılımını sağlamak için çok  ciddi bir psikolojik zemin ayaklamasına ihtiyacımız olduğunu dile getiren Aydın “aslında  Din açısından kadın ve erkek eşittir, ancak toplumlarda durum böyle değildir. Mesela, edep ve terbiye kavramlarının ağırlığının yüzde 70’i kadınların omzundadır. İlmihal kitaplarımızın en sakat bölümleri yine kadınlarla ilgili bölümdür” dedi.

Son olarak yeni bir kadın tanımı oluşturmanın gereğine işaret eden Aydın eski kadın imajıyla yeni kadını tanımlayamayacağımızı dile getirerek erkekle kadın arasındaki farkın bir  imtiyaz farkı olmadığının altını çizdi.

Oturumlardan Notlar

Kongrenin ilk oturumun başkanı Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğretim üyesi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Kadına Karşı Şiddet Özel Raportörü Prof. Dr. Yakın Ertürk açılış konuşmasında bir günde açlıktan ölenlerin sayısının, bir yılda siyası çatışmalarda ölenlerden fazla olduğunu vurgulayarak Dünya nüfusunun yüzde 70’nin (üçte birinin) açlık sınırındaki kadınlardan oluştuğuna dikkat çekti.

AP üyesi Emine Bozkurt; Bir ülkenin medeniyet düzeyi kadına bakarak belli olur diyerek kadınların gerçek bir sosyal taraf olarak kabul edilmesinin gereğine işaret etti.

Çok Şükür ki Gökleri Allah Yarattı…

Pakistan Başbakanı’nın Kadından Sorumlu Danışmanı olan Nilüfer Bahtiyar;  Hümanist bir bakış açısıyla yaptığı konuşmasında, “Medeniyetler arası çatışmalara sebep olan şeylere karşı kadınlar ayağa kalkmalı. Dünyada 3 milyar kadın var. Bütün kadınlardan oluşacak bir ittifak diğer bütün ittifakları yenecek güçtedir”, dedi.
Bahtiyar sözlerini  “Çok şükür ki  gökleri Allah yarattı! Eğer İnsanlar gökleri inşa etmiş olsaydı vizelerle, damgalarla, dikenli tellerle parça parça ederlerdi”,  diyerek noktaladı.

Irak Konsey üyesi Dr. Rajaa H. Khuzai; Saddam zamanında çok sıkıntı çektiklerini ancak Saddam’ın devrilmesine sevinmelerinin çok uzun sürmediğini anlattı ve “Kadın ve çocukların ölüm oranı yüzde 50, meme kanserinden ölüm oranı ise beş misli arttı. Biz bunun nedeninin seyreltilmiş uranyum içeren silahlar olduğunu düşünüyoruz,” dedi. Kkhuzai onuşmasını “Hala tünelin sonundaki ışığı görmedik ama er ya da geç bu ışığı bulacağız”  diyerek geleceğe dair ümitlerini dile getirdi.

Avrupa Sisteminin Dayatmada Geldiği Nokta Kendinizi İptal Etme Noktasına Gelmiştir.

En çok alkış alan konuşmacılardan biri olan Alev Alatlı Medeniyetler arası ittifak kavramını medeniyetler arası yumuşama olarak değiştirdikten sonra Medeniyetler şöyle dursun kadınlar dahi kendi aralarında bir yumuşamayı gerçekleştirememiştir dedi.
Bu çalışmaların bölge insanının  kendi ihtiyaçlarından kaynaklanan  bir çalışma mı yoksa Afro-Amerikan’ın bir dayatması sonucu olarak mı gerçekleştiği sorusu günün en temel sorusuydu.

Konuşmasını “Bir model seçip insanların bu modele göre evrilmesi gereği dayatılıyor. Mesela hepimize Shrone Stone gibi olmamız dayatılıyor. Ama biz ne kadar istersek isteyelim onun gibi olamayız. Egemen Avrupa sisteminin dayatması kendinizi iptal etme noktasına gelmiştir ki adam yerine konulasınız”, diye sürdüren Alatlı, “Eğer bir ittifak olacaksa ben bunun  kadınların kendi geleceğini, kendi kaderlerini, kendi inançlarını belirleme haklarının tanınması noktasında olması gereğine inanıyorum. Yoksa hepimiz Yahudi- Hıristiyan kadın algısının dayatması tehdidiyle karşı karşıyayız” dedi, ve “Medeniyetler birbirlerine kültür dayatmak yerine birbirlerine kulak vermelidirler”, sözleriyle konuşmasını tamamladı.

İran Eski Başkanı Hatemi’nin yardımcısı olan Prof. Dr. Massoeumeh Ektekar; bugün için barışın ulaşılamamış bir hedef olduğunu, barışa ulaşmak için önce bunu kalbimiz ve beynimizle kabul etmemiz gerektiğini ve barışın ancak eşitler arası bir diyalogla gerçekleştirilebileceğinin altını çizdi.

Filistinli Kadınların Geceleri Çocuk Yaptıklarını Düşündükçe Uykularım Kaçıyor.

İsrailli Avukat Lea Tsemel çok takdir ve alkış alan konuşmasında bütün askeri ve sivil mahkemelerde Hamas üyeleri de dahil Filistinlilerin avukatlığını yaptığını, İsrail’in sürekli bir yayılma politikası ile Filistinlilere çok açı çektirdiğini, buna Hamas’ın dur dediğini, bu yüzdende son seçimlerde halkın özgür oylarıyla seçildiğini söyledikten sonra “ Kimse bana Filistinliler için terörist dedirtemez” dedi.

Seçim sonuçlarını İsrail de dahil herkesin kabul etmesi ve çalınmış toprakların hızla geri verilmesi gerektiğini ifade eden Tsemel, kadınların politikaya girmesi yeterli değildir. Ne yaptıkları önemlidir. Eski İsrail Başbakanı Golda Mayer’ın “Filistinli kadınların geceleri çocuk yaptıklarını düşündükçe uykularım kaçıyor”, dediğini belirttikten sonra İsrailli kadın pilotların, kadın olmalarının Filistinli kadın ve çocukların üzerine bomba yağdırmasına engel olmadığını söyledi.

Türkiye’nin İsrail’in bölgedeki müttefiki olarak görüldüğüne dikkat çeken Tmesel Türkiye hem İsrail hem Filistin halkını destekliyor. Filistinlileri desteklemesi İsrail’i desteklemesinden daha önce gelmelidir. Filistinlilerin buna ihtiyacı var, diyerek konuşmasını noktaladı.

Karadeniz bölgesinde İnsan Ticaretiyle ilgili çalışmalar yürüten Uluslararası Göç Örgütü Türkiye Misyon Şefi Marielle Sander Lindstrom ; Moldavya ve Ukrayna’daki fakirliğin insanları  göç etmeye zorladığını, kadınlar kazandıkları parayı ailelerine geri göndermede daha titiz davrandıkları ve geri dönüşümleri daha çok gerçekleştiği için aileleri tarafından göçe daha fazla teşvik edildiğini belirttikten sonra bu kadınların insan kaçakçılarının bir şekilde eline geçtiğini ve zorla çalıştırıldığını bir örnek üzerinden anlattı ve insan kaçakçılarının bir yıllık kazancının bir milyon doları bulduğunun altını çizdi.

Başörtülülerden Sürekli Kendilerini Kanıtlamaları Beklenmiştir.

Cihan Aktaş, 11 Eylül sonrası örtülü kadınların yaşadıkları sosyal ve psikolojik baskılara değindiği konuşmasında şunları söyledi: “11 Eylül sonrası Müslüman kadınların büyük bir psikolojik baskı altında olduğuna inanıyorum.11 Eylül’den sonra ilk saldırıya uğrayanlar başörtülüler oldu. Bundan kurtulmak için başörtülü hanımların kendileri olmaktan vazgeçmeleri beklendi. Müslüman kadına yapılan özgürleşme vaatleri de bunu dayatıyordu.

Bir Alman Bakan “en güzel entegrasyon asimilasyondur” diyebilmiştir. Bu dönemde ezik, zorla evlendirilmiş, erkekler tarafından örtülmüş kadın imajı yeniden kuvvetlendirilmiştir. Başörtülülerden sürekli kendilerini kanıtlamaları beklenmiştir”.

Suriyeli Bakan Dr. Bouthaina Shaaban ; Medyanın Müslüman imajına yaptığı olumsuz katkıdan bahsettikten sonra “ hem Müslüman ülkeler işgal ediliyor hem de ülkelerini savunanlara terörist deniliyor. Aslında Batılıların Müslümanlara yaptıkları bu olumsuz suçlama ve tavırlar onların kendi hukuklarına ve itibarlarına zarar veriyor”, dedi.

Avrupa Kadın Lobisi Başkanı Kirsti Kolthoff; Cinsler arası eşitlik amacıyla 1999 yılında kurulan merkezin bünyesinde dört bin kadın kuruluşunun var olduğunu söyledi. Pekin ve CEDAW çalışmaları hakkında bilgi verdikten sonra Avrupa Birliği ülkelerinde, kadına yönelik şiddetle ilgili olarak hala yasal bir düzenlemenin olmadığını ifade etti. Kolthoff, son olarak, sağlık konusunun bir hak olmaktan çıkıp bir meta haline geldiğini bunun da en çok kadınları etkilediğini belirtti.

İsveç Türkiye Eski Büyükelçisi Ann Dısmorr ise ülkelerinde kadın açısından yaşanan pek çok iyi gelişmeye ve İsveç parlamentosunda yüzde 45 oranında kadın olmasına rağmen kadınların hala düşük ücretle çalıştırıldığının altını çizdi.

Erkeklerde Pornografi İlk Sıralarda…

Intel Ortadoğu, Türkiye ve Afrika Ülkeleri Bölge Direktörü Ayşegül İldeniz ; Kadınların Fransa’da yüzde 33, İngiltere’de yüzde 35 ve ABD’de yüzde 65’inin İnternet ve bilgisayar kullandığını, Türk toplumunun ise sadece yüzde 12’sinin İnternet ve bilgisayar kullandığını, İnternet ve bilgisayar kullanan kadın oranının ise yüzde 5’in altında olduğunu ancak  toplumların ilerlemesinde bilişimin çok önemli rol oynadığını vurguladı. İldeniz, “Kadınlar İnternette en çok yemek tarifi ve sağlık konularına bakarken, erkeklerde pornografi ilk sıralarda” dedi.

Şişe-Cam Ev eşyası Grup Başkanı Gülsüm Azeri ; Bugüne kadar 10 fabrika kurdum. Gördüm ki en zor şey çocuk yetiştirmekmiş. Ama kadının en muhteşem eseri de çocuklarıdır dedikten sonra  kadının doğası gereği iş hayatında yönetici olarak da çok başarılı olduğunu kendi gözlemleri ve araştırmalara dayanarak anlattı.
Namlunun Gölgesinde Yaşamaya Çalışan Bilim Kadınlarının Halini Siz Düşünün…
Irak / Kerkükten Dr. Enise Avcı; Iraktaki kadının bütün engellemelere rağmen bilimdeki yerini aldığını söyledikten sonra Saddam zamanında bilim adamlarının insanlık aleyhine çalışmaya mecbur bırakıldığını, işgal sonrası ise yine bilim adamlarının hedef alındığını, bilim adamları avı başladığı için bilim adamlarının ülkeyi terke mecbur olduğunu anlattı. Dr. Avcı, “ Asırlardan beri dünyanın en büyük bilim merkezlerinden biri olan Bağdat’ın bugün hayaletler ülkesinin başkentine döndüğünü  istikrarsız, güvensiz bir Irak’ta, namlunun gölgesinde yaşamaya çalışan bilim kadınlarının halini siz düşünün.” diye konuştu.

Kadından Sorumlu eski Bakanımız Güldal Akşit ise kendi dönemi içinde kadınla ilgili yapılan gerek Medeni Hukuk ve gerekse Ceza Hukukundaki değişiklikleri anlattı

Son olarak KADER Başkanı Av. Seyhan Ekşioğlu; Kadın adaylarını desteklemenin ne kadar önemli olduğunu anlattığı konuşmasını “ Seçmek yetmiyor artık seçilmek ve yönetmek istiyoruz” sözleriyle bitirdi.

Japon Erkekler Çalışan Kadın İstemiyor…

2000’de, Japonya ve Asya’nın en güçlü kadını seçilen Matsunaga, Türkiye’de kadınların iş hayatındaki yeri açısından Japonya’dan daha ileride olduğunu söyledi.
Japonya’da erkekler evlendikleri kadınlardan ev hanımı olmalarını istemeleri yüzünden kadın çalışanların çok olmadığını, özellikle yüksek yöneticilerin çok az olduğunu ve Türkiye’deki gibi rektör yardımcılığının değil kabul görmesi düşünülmesinin dahi mümkün olmadığını ifade etti.

Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) Başkan Vekili Prof. Dr. Nüket Yetiş, Türk kadınlarının bilimde hızla yükseldiğine dikkat çektiği konuşmasında “Üniversitelerimizde fen bilimlerindeki öğretim üyelerinin yüzde 40’ı kadın. Bu, Avrupa Birliği ortalamalarının da üzerindedir.” dedi.

Dahil Olmadıkları Savaşların Problemlerini En Fazla Yaşayan Kesim KADINLAR…

Kongrenin sonunda bir konuşma yapan Devlet Bakanı Nimet Çubukçu; “Yirminci yüzyıl insani değerlerin gelişimi açısından yaşadığı ilerlemeye rağmen insanlık tarihinin en kanlı ve geleceğe dair ümitlerin en fazla hırpalandığı yüzyıl olmuştur.

Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan sorunlar nasıl hepimizin sorunu oluyorsa, çözümleri de sadece erkeklerin değil, kadınların da ortak katkısı ve işbirliği ile gerçekleşmelidir. Dahil olmadıkları bir savaşın problemlerini yaşayan kadınlar dünyanın en yoksul kesimini oluşturuyorlar. Kadınla ilgili sorunlar geleneksel örüntüler içinde olduğu kadar modern örüntüler içinde de ortaya çıkmaktadır. Artık kadınların seyirci oldukları bir dünyaya katılımcı aktörler olarak çıkmalarının zamanı gelmiştir.” dedi.

Çubukçu, küreselleşen dünyada Doğu ve Batı toplumları arasındaki mesafenin her geçen gün biraz daha büyüdüğünü, bu derin boşluğu da önyargılar ve hoşgörüsüzlüğün doldurduğunu belirtti. Kaygı verici gelişmelere karşı evrensel bir çağrı ve çare olarak düşünülen Medeniyetler İttifakı Projesi’nin somut adımlara ve eyleme dönük bir yol haritası takip etme kararında olduğunu ifade eden Çubukçu, Kadın Kongresi’nin çıkış noktalarını şöyle anlattı: “Farklı kültür ve medeniyetlere mensup kadınlar olarak bu karşılaşmaların ve birbirimizi tanımamızın önünü kesen önyargılara, genellemelere, kutuplaşmalara ve ötekileştirmeye karşı neler yapabileceğimizin imkanlarını tartışmak, yeni var oluşlar, yeni karşılaşmalar ve yakınlaşmalar sağlamak, ortak değerlerimizi ve ortak sorunlarımızı öne çıkarmak, yeryüzünü daha yaşanabilir kılmanın imkanlarını kadınlar olarak çoğaltmak ve taşıdığımız testilerdeki suyla aynı ırmakta buluşmak.” Bakan Çubukçu, kongrenin, bu tanışma ve yakınlaşma çabasının yol haritasının hazırlanmasına doğru atılmış büyük bir adım olduğunu söyledi.

Önceki Yazı

Küresel Yozlaşma

Sonraki Yazı

Müslüman Toplumlarda Değişim ve Kadın Konferansına Katıldık

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir