İslam ve Batı

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

İbrahim Kalın

İSAM Yayınları

İslam ve Batı ilişkilerini ele alan bu çalışma, basit ama zorlu bir soruna eğilmeyi hedefliyor: Birey ve toplumların “ben” tasavvurları, “öteki” algılarını nasıl ve ne dereceye kadar belirler? Ötekini Sartre’ın ifadesiyle “cehennem” olarak görmekle bir fırsat ve zenginlik olarak görmek arasındaki fark nereden kaynaklanıyor? Tabiatı kendine akraba sayan ve hayvan isimlerini sıfat olarak kullanan bir Kızıldereli’nin “ben” tasavvuru ve “öteki” algısı arasında nasıl bir irtibat olsa gerektir. Kendini ontolojik manada evrenin merkezinde gören her topluluk, herhalde başkalarını “barbar”, “parya” olarak görmekten çekinmeyecektir.

Hiçbir birey ve toplum boşlukta yaşayamaz. Tarih, varoluşumuzun hem bir şartıdır hem de sonucu. İnsansız tarih, ancak doğa tarihinin konusu olabilir ama bu bize insan oluşumuz hakkında çok az şey söyler. Tarih insanların ortak hafızasıdır. Bugün İstanbul’dan New York’a Bağdat’tan Pekin’e herkesin gündemini işgal eden İslam-Batı ilişkileri, bu ortak hafızayı nasıl kullanmamız ve paylaşmamız gerektiği konusunda önemli ipuçları sağlayan bir uygulama alanıdır. Batı-dışı toplumların tarihin dışına itilmişlik duygusuyla yaşadığı, gerilediği ve bunun bir sonucu olarak ölçüsüz, radikal ve sıra dışı fikirlerle çıkış yolu aradığı bir dünyada, insanlık nasıl bir paylaşım modeli üzerinde anlaşacak? Çin’den Latin Amerika’ya, Afrika’dan İslam dünyasına toplumlar farklılıklarını tahripkâr bir ayrılıkçılığa dönüştürmeden bir arada yaşamanın formülleri üzerine durmak zorunlar. Bu bizi İslam-Batı ilişkileri konusunda bir dizi başka sorular sormaya itiyor: İslam ve Batı toplumları arasındaki etkileşim alanları, rekabet hissi, çatışma alanları ve uzlaşma zeminleri hangi dinamiklerden besleniyor? Bu süreçte din, tarih, siyaset ve etnik kimlikler ne kadar rol oynuyor? Bu tarihi sadece bir savaşlar ve çatışmalar tarihi olarak okumak ne kadar doğru? Bu iki kültür ve medeniyet havzası birbirlerini bundan sonra nasıl görecek ya da görmeli?

Kitap bu sorulara yaklaşık 1400 yıllık bir tarihin sunduğu imkânlar çerçevesinde cevaplar bulmaya çalışıyor. Birinci bölüm, “İslam” ve “Batı” kelimelerini mercek altına alıyor. Soyut bir insanlık medeniyeti kavramıyla, mutlaklaştırılmış bir İslam-Batı karşıtlığı tuzaklarına düşmeden iki kültür ve medeniyet havzasının dayandığı temelleri inceliyor. İkinci bölüm, İslam’ın tarih sahnesine çıkmasıyla başlayan üç temel tehdit algısını ele alıyor. Üçüncü bölüm, Roma’nın Doğu’ya bakan yüzü Bizans İmparatorluğu’yla genç İslam medeniyetinin etkileşimi üzerinde duruyor. X. yüzyılın sonlarına kadar süren bu ilişki, iki medeniyet arasındaki dinamik bir kültür alışverişinin mümkün olduğunu gösteriyor.
Dördüncü bölüm, Ortaçağlarda Hristiyan Avrupa’da hâkim olan İslam algısını irdeliyor. Burada İslam medeniyetinin skolastik düşünce ve ardından Rönesans üzerindeki etkisi tartışılıyor. Beşinci bölüm, İslam- Batı ilişkileri tarihinde önemli bir paranteze, Endülüs’te yaşanan “convivencia” tecrübesine eğiliyor. Altıncı bölüm, Reform, Rönesans ve Aydınlanma dönemlerinde bütün Avrupa’yı saran “Türkofobia” üzerinde duruyor ve tevarüs edilen şiddet yanlısı, şehvet düşkünü ve yayılmacı İslam imajının Avrupa’daki Osmanlı ve Türk tasavvurunu nasıl şekillendirdiği inceleniyor. Yedinci bölüm, Avrupa kolonyalizminin geleneksel “darü’l- İslam” coğrafyasının önemli bir kısmını fiilen işgal ettiği dönemi ve etkilerini ele alıyor. Sekizinci bölüm, XIX. yüzyıl ve sonrasında Müslüman aydın, yazar, seyyah ve devlet adamlarının nasıl bir Avrupa/Batı tasavvuruna sahip oldukları üzerinde duruyor. Dokuzuncu bölüm, İkinci Dünya Savaşı sonrası İslam-Batı ilişkilerinin seyrini inceliyor ve yeni gerginlik alanlarına dikkat çekiyor. Onuncu bölüm, ilişkilerin bugünkü seyrine bakıyor ve mevcut gerginliklerin aşılmasına yönelik çözüm önerilerinde bulunuyor.

Önceki Yazı

Said Nursi’nin İlim Anlayışı ve İlimlerin Sınıflandırılması

Sonraki Yazı

Yitirilmiş Hikmeti Ararken

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir