Womenist Toplantısına Katıldık

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:
5-6 Kasım 2010

Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği ve İstanbul Kadın Araştırmaları Merkezi (İKAM) işbirliğinde,  5-6 Kasım 2010 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen

WOMENİST/KADINİST, kadın sorunlarının analizi ve çözümüne katkı sunmayı hedefleyen uluslararası bir toplantı idi.  Birçok oturumda gerçekleşen toplantıların yanı sıra  uluslararası kampanya tanıtımlarını dinleme fırsatımız oldu. Toplantıya Hazar Derneği adına başkanımız Ayla Kerimoğlu, Hale Keleş, Nesrin Erek ve Fatma Topçu katıldık. KADINist’te ele alınan ana temalar şunlardı;

•    Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması
•    Kadına karşı şiddetin sonlandırılması/ yoksulluk ve sosyal adalet
•    Sivil toplum çalışmaları ile yerel yönetimler arasındaki işbirliğini geliştirmek

I. OTURUM:  KADIN YOKSULLUĞU ve SOSYAL ADALET

Gaziantep milletvekili Fatma Şahin eğitim ve istihdamın altını çizdi, dünyadaki 1,5 milyar yoksulun %70’inin kadın olduğunu söyledi.
İslam Konferansı Teşkilatı’ndan Hemayet Uddin’in bu konularda İslam ülkelerinde neler yapıldığına dair söyledikleri dikkat çekiciydi, Uddin İKO’nun Kahire Eylem Planı çerçevesinde üye devletlerin dışişleri bakanlıkları seviyesinde özel departmanlar  kurulduğunu  ve  İslam’da kadınların statüsü, miras hakkı, sosyal adalet, eşit kaynak tahsisi, fırsat eşitliği, ayırımcılığın engellenmesi gibi kadın sorunları ile ilgili çalışmalar yapıldığını söyledi.

U.S.A.’dan Kadın Araştırmaları Ulusal Konseyi’nden Shyama Venkateswar Birleşmiş Milletler Dünya Kadınları Raporundan bazı istatistiki rakamlar verdi ve kadınları kapsayan sosyal adaletsizliği örnekledi, örneğin Afrika’da kadınların %60’tan azı okula yazılıyormuş. Dikkat çektiği bir diğer araştırma Global Gender Gap Report 2010/ 2010 Küresel Cinsiyet Farkları  Raporu idi. Cinsiyet eşitliğinin sağlanması için gerekli  kamu politikalarının oluşturulması; kadınların eğitimi için sosyoekonomik yatırımların yapılması gerekir, dedi. En önemlisi de bu politikaların gerçekleştirilebilmesi için kilit karar verici mekanizmalarda %30 kadın olmalı, dedi. Kamu-özel sektör ortaklığı ile oluşacak girişim programlarının, sivil toplum çalışmalarının, kadınlara mikro finansman sağlanmasının sosyal adalete hizmet edeceğini söyledi.

Demokratik Yönetişim Program müdürü Leyla Şen’in çok boyutlu yoksulluk tanımı; beslenme, barınma, geçim kaynaklarının yetersizliğinin yanı sıra karar mekanizmalarından ve toplumsal süreçlerden dışlanmayı da kapsıyordu.  Şen,  yasama süreçlerindeki kadın erkek eşitsizliğini legalize eden yapıları bertaraf  etmek, cinsiyete duyarlı politikalar üretmek ve istihdam yaratmak  gerektiğinin altını çizdi.

Birleşmiş Milletler Unifem Bölge Direktörü Joanne Sandler  cinsiyetlere dayalı adalet anlayışına,  ekonomik kurumlardan yasalara kadar eşit ve şeffaf olma gerekliliğine ve  yoksulluğun ortadan kaldırılmasında sosyal cinsiyet politikalarının  önemine dikkat çekti. Bu politikaların benimsenmesi nispetinde dünya üzerinde  29 ülkede kadınların  % 30 oranında karar verici (lider) pozisyonlar edindiğini, en yüksek oranın ise kota sayesinde Norveç’te % 40 olarak gerçekleştiğini aktardı.  İş gücünde kadınların durumunu iyileştirmek, ayırımcılığın yerel düzeyde ortadan kalkması, (örn.  mülkiyet hakları) cinsiyet eşitliğinin sağlanması için kaynak  bulma konuları  çok önemli meseleler olsa da kadınlar kendilerini savunmazlarsa bu fikirlerin hiçbiri yeterli olmayabilir, dedi.

KAMPANYA SUNUMU: BEYAZ KURDELE

Sunumu gerçekleştiren Michael Koufman   aynı zamanda Beyaz Kurdele Kampanyası’nı  1991 yılında iki erkek arkadaşı ile birlikte başlatan kişi. Açıkçası özellikle hedef kitlesi erkekler olduğu için çok ilgi çekicibir kampanya.  Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için  erkeklerin bu konuda farkındalığını artırmayı hedefleyen kampanyayı,  yakalara takılan minik beyaz bir kurdele temsil ediyor. Koufman kendi ülkesi Kanada da bile cinsel taciz ya da şiddet yaşayan kadın oranının % 50 olduğunu, şiddetin dünyada 15-45 yaş arası kadın ölüm sebeplerinin başında geldiğini söyledi.

Önemli bir tespiti; şiddetin erkeğin genlerinde olmadığı, ataerkil yapıların erkeğe atfettiği “güçlü erkek”  dayatmasının  erkeği ezdiği ve bu ezikliğin etkisiyle,  gerçek bir erkek olduğunu ispat etmek ihtiyacındaki  erkeğin bunun için kadına şiddet uyguladığı ve toplumun erkeğe bunun için izin verdiği idi.  Şiddete karşı olan erkeklerin de yıllardır susarak bir şekilde bu suça ortak olduğunu ama artık (bazı) erkeklerin şiddeti bitirmek için sorumluluk aldığını ve beyaz kurdele takarak  kendi toplumlarına söz verdiklerini ifade eden Koufman kampanyanın temel hedefini “güçlü adam” imgesinin yer değiştirmesi  olarak belirlemiş.

(Sunum içerisinde slayt gösterisi ile bu kampanyanın nasıl desteklendiği örneklendi ki mesela bir ülkenin futbol takımı beyaz kurdele desenli forma ile sahaya çıkmıştı. Bizim ülkemizde de erkeklere ulaşmanın en birinci yolunun futbol olduğunu ve başbakanımızın futbol camiası içindeki popülaritesini düşündüm  ve darısı bizim milli takımın başına, dedim

 KAMPANYA SUNUMU: KADIN DOSTU KENTLER

Birleşmiş Milletler Ortak Program yöneticisi Nevin Şenol’un sunduğu kampanya, yerel yönetimlerin eşitlikçi politikalar üzerinden hizmetlerini yapılandırmasını teşvik ediyor ve bu konuda farkındalığı artırmayı hedefliyor.  “Kadın Dostu Kent”ler ile hedeflenen; kadın sorununu kente tanıtmak ve  kadınların kenti tanımaları çerçevesinde, kentin kadın ihtiyaç ve talepleri ile şekillenmiş eşitlikçi bir yaşam sunması. Bu konuda bilgi alınabilecek site:
www.bmkadınhakları.org

 II. OTURUM: Konu; Kadın Dostu Kentler

Kadir Topbaş’ın da konuşmacı olarak katıldığı toplantıda “Kadın Dostu Kent” nasıl olmalı ve bu konudaki örnek uygulamalar nelerdir, sorularına cevap arandı.
Ankara Milletvekili Aşkın Asan,  “Kadın Dostu Kentler” de kadınlar için sağlık hizmetleri, pazar yerleri, çocuklar için ev mesafesinde parklar bulunmasının,  yeterli sayıda kadın sığınma evinin ve kadın danışma merkezlerinin açılmasının, izleme değerlendirme birimlerinin görevlendirilmesinin gereğine dikkat çekti. Şehirde çok farklı özelliklere sahip kadınların olduğunun gözden kaçmaması ve göçle gelen şehre yabancı kadınların da ihtiyaçlarının düşünülmesinin gerektiğini söyledi.

Ancak büyük şehirlerdeki çarpık kentleşme ve planlama eksiği sonucu bugün nüfus yoğunluğu olan bölgelerde bu hizmetleri getirmek için yeterli alan bulunamadığını söyledi. Asan bu konuda en önemli görevin kadınlara düştüğünü, mail ya da bizzat başvuru yoluyla bir konuda yoğun talep getirildiğinde yerel yönetimlerin duyarsız kalamayacağını ifade etti.

Moderatör Meltem Ağduk da  kadınların şehirde dolaşabilmesi için durak yerlerinin kuytu alanlara değil aksine merkezi ve görülebilir yerlere konmasının gereğine vurgu yaptı, bu gibi taleplerin kadınlar için çok önemli olmasına rağmen erkek yöneticiler tarafından fark edilemeyebileceğini söyledi. Yine Ağduk, kadınların daha fazla siyasete girebilmesi için siyaset yapma biçimlerinin de değişmesi gerektiğine işaret etti.

Diğer konuşmacı Seul Büyükşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Mi-Yeon Huh kendi şehrini “Kadın Dostu Kent”e dönüştürme çabalarını örnekledi. Bu çerçevede; kadınların gece-gündüz güvenli taksi hizmetinden yararlanması, ev kadınlarının gündüz saatlerinde kültürel etkinliklere katılımının kolaylaştırılması (örn. bir dolara mutluluk-konser etkinliği), araba park yerlerinin geniş olması, tuvalet hizmetinin yeterli olması,  65 yaş üstü kadınların hizmet verdiği ve çocuklara bakım veren kreşlerin artırılması, ev hanımlarına yönelik istihdam projelerinin uygulanması gibi örnekler verdi.

Moderatör M. Ağduk, çocuğuyla dışarıda olan bir babanın alt değiştirmek için ne erkekler ne de kadınlar tuvaletini kullanamamasını kendi erkek kardeşinin bir şikayeti olarak iletti ve bu babalara da hizmet getirilmesini istedi : )

Quebec, Kanada’dan gelen Anne Michaud, yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet uzmanı olarak söz aldı.  Michaud yerel yönetimlerin böyle bir diyaloğa açık olması halinde bir şeyler yapılabileceğini ancak bu iş için yapılacakların somut bir yol haritası ile belirlenmesi gerektiğini söyledi. Yerel yönetimlerde sadece eşitlik için harcanması planlanan bütçeler oluşturulması, yerel yönetimlerde “eşitlik “bürolarının kurulması ve  bu örgütün  kadın STK’larla  belediye arasında diyalog sağlaması, Michaud’un diğer önerileri arasındaydı.

Belediye meclislerine seçilmiş kadınların yerel meclislerde daha iyi temsil edilmesinin sağlanması, yerel yönetim projelerini halkla paylaşırken onların fikirlerinin alınması, belediye çalışanlarının kadın meselelerine bakışının değişmesi için hizmet içi eğitim verilmesi, kadınlar için şehrin güvenli hale getirilmesi, kadınların istihdam pazarına erişiminin kolaylaştırılması diğer önemli meselelerdi. Michaud’un yerel yönetimlere son tavsiyesi ise şöyleydi: “Yerel yönetimler eşitlik prensibine gerçekten inanmalı ama  her şeyi aynı anda yapmak yerine çok somut hedefler belirleyerek adım adım bunlara ulaşmaya çalışılmalı.”  Kadınların kamusal alanın iyileştirerek kendi hayatlarını iyileştireceklerini söyleyen konuşmacı, eşitlik için daha fazla eylem ve talebin kadınlardan gelmesi gerektiğini söyleyerek sözlerini bitirdi.

KAMPANYA SUNUMU: KADINA KARŞI ŞİDDETE SON VERMEK İÇİN HAYIR DEYİN BİRLEŞİN(UNİFEM)

UNİFEM tarafından gerçekleştirilen kampanyanın koordinatörü Urjasi Rudra’ydı. Kampanya  2007’de  kadına karşı şiddete  hayır diyen ve Birleşmiş Milletlere başvuru yapan beş milyondan fazla kişi ile başlamış. Birleşmiş Milletlerin 2015’e kadar olan ve “milenyum hedefleri” diye belirlediği hedefler arasında kadına karşı şiddetin durdurulması da var. Kampanya; ulusal eylem planları, veri toplanması ve analizi, kamu politikalarının hayata geçirilmesi, çatışma dönemlerinde artan cinsel şiddetin durdurulması gibi öncelikleri barındırıyor.

Bu kampanyaya katılan 700 parlamenter var, Nimet Çubukçu ve Hayati Yazıcı da destekçiler arasında. 2009 itibariyle kampanyanın yeni bir eylem odağı var: etkileşimi internet üzerinden artırmak. İnternet sayfası aracılığıyla, dünyanın pek çok yerinde yapılan çalışmalar bu küresel  platformda yer alıyor.  Kampanya youtube, twitter, facebook gibi sosyal medya alanlarını kullanarak hem haberlere ulaşıyor hem de haberi yaygınlaştırıyor. Sosyal alan binlerce kişiye ulaşılabilen, katma değeri olan bir alan ve sosyal basınla ilişki savunuculuk yapabilmek için son derece önemli.

Konuşmacı U. Rudra, Türkiye’de HAYIR deyin kampanyası için bir örgüt çerçevesinde çalışan, bu konularda veri toplayan ve paylaşan bir web sayfasının olmadığını, olması halinde bu sosyal ağa katılım yoluyla Türkiye’den hikayelerin  aktarılabileceğini ayrıca Türkiye’deki çalışmaların da başkalarına ilham verici olabileceğini söyledi.
“Birleşmiş Milletler’in 1325 sayılı kararının (barışın sağlanması yönünde kadının katılımı kararı ) 10. yılı kutlanacak ve bu kararı desteklemeniz çok önemli .” diyen Rudra bu güne kadar 3000’den fazla sivil topluma ulaştıklarını belirtti ve herkesi web sayfasındaki kampanyaya katılarak  NO demeye davet etti. Rudra ayrıca Birleşmiş Milletler’in kadına karşı şiddet konusunda sahip olduğu finansman fonundan faydalanmak ve bu tröste dahil olmalarının Türkiye’deki sivil toplum örgütlerine katkı sağlayacağını belirtti.

KAMPANYA  SUNUMU: ÇALIŞMAK İSTİYORUZ (KAGİDER)

 Kagider Başkanı Gülseren Onanç  yaptığı sunumda 2010 yılında kadının iş yaşamına katılımının artırılması hedeflendiği  için böyle bir kampanya düzenlediklerini belirtti. Türkiye’de her beş kadından yalnızca birinin çalıştığı, istihdam edilen 22 milyon kişinin 6 milyonunun kadın olduğu, kadın istihdamının toplam istihdamın %23.5’i olduğu , çalışan 6 milyon kadının %58.2’sinin sosyal güvenlik kurumuna üye olmadığı gibi çarpıcı rakamlar veren Onanç dünyanın17. büyük ekonomisi olmakla övünen bir Türkiye’nin, dünyanın kadın istihdamına katılan en düşük 10 ülke arasına girmesinin sorgulanması gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliğine katılmak isteyen Türkiye’nin aslında üyelik kriterleri içindeki, kadın çalışma oranının % 60’ı bulması hedefini de yerine getirmediğini belirtti.

Bu tablonun değişmesi için Ak Parti Kadın Kollarının hükümete ve  yerel yönetimlere talepte bulunmasının gerekliliğine işaret eden Onanç bu kurumların fırsat eşitliği için projeler üretmesine olan ihtiyacın öncelikli olduğunu söyledi. İkinci hedef kitlenin şirketler olması ise alışveriş eşyalarının alıcılarının %75’inin kadın olduğu gerçeğinden hareketle  belirlenmişti ve şirketleri “kadına duyarlı şirketler” olmaya davet  ediyordu. Kadın istihdamını artıran şirketlere verilecek ödül, tüketici kadınların da bu projeyi desteklemesi ile birlikte gerçekleşecek. Üçüncü hedef kitle ise kadınlar yani hepimiz. Kadınlar sadece annelikleriyle değil, her türlü yapıya pozitif katma değer sağlama kapasiteleri ile var olduklarını fark etmeli ve talep etmeliler.

Kagider Başkanı son olarak, bu yıl Mayıs ayında “Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması” konusunda Başbakanlık genelgesinin yayınlanmasında kendi dönemlerindeki çabaların etkisine işaret etti ve “Biz de bundan sonraki süreçte kamuya alınan kişilerin ne kadarı kadın oldu, takibini yapacağız.”dedi.

PANEL: MEDYA VE TOPLUMSAL CİNSİYET

Kadınlara yönelik haberlerin “adil habercilik” anlayışına sığmadığı, çeşitli klişe ve önyargıları beslediği gerçeğinden hareketle medyadaki cinsiyetçi yaklaşımların irdelendiği oturumda MEDİZ’den  (Medya İzleme Grubu)Yasemin Temizarabacı çarpıcı rakamlar verdi; kadınların medyada nasıl temsil olduğu ve medyada çalışan kadınların nelerle karşılaştıkları gibi kadın merkezli iki temel sorunu dile getirdi, haberlerin erkekler için yazılıp sunulduğunu, kadının ya cinsel obje ya da anne gibi araçsal varlık olarak görüldüğünü ifade etti.

Medyada karar mekanizmalarının %79’u erkek, ana haber bülteni sunucularının %84’ü erkek vs. Balçiçek İlter ise Mediz’in 2008’de yaptığı bu araştırma sonuçlarıyla kıyaslanırsa bugünkü durumun daha da vahim olduğunu söyledi. Kendi 20 yıllık meslek hayatındaki mücadelesinden örnekler veren İlter, medyanın cinsiyetçi yapıyı tekrardan üretmenin en yaygın yolu olduğunu, bunun ortadan kalkması için yönetici pozisyonlarda kadınların olması gerektiğini ifade etti.

Hazırlayan: Fatma Topçu

 

Önceki Yazı

Cinsiyet Eşitliği ve Siyasal Katılım Sempozyumu

Sonraki Yazı

Dünya Aile Zirvesi’ne Katıldık

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir