Şehir ve Medeniyet

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

Doç. Dr. Turgut CANSEVER

Çevre bilinci oluşunca ve çevrenin sorumluluğunu üstlenince fizyolojik bir varlık olan beşer insan, ekmeli fi mahlukat olan insana dönüşür. Kültürel denilen faaliyetlerin hepsinin tek ve en yüce amacı budur.

Zira 50-100 yıl yaşanan ve birbirlerini etkileyip şekillendiren yapıların yüksek mimari değerleriyle inşası, Allah’a ve gelecek nesillere karşı bir borçtur. 30 yılda en çok 60 milyon kişiye konut yapma ihtiyacında olan Türkiye ise ancak tasarruf tedbirleri ve hakim olan yık-yap düzenine son verip, nüfusu yeni kurulacak şehirlere yerleştirip binaların üzerinde yapılacak ciddi düzenlemelerle bunu gerçekleştirebilir.

Bugün mimari alanında Türkiye’de, insanlık tarihinde benzeri olmayan bir kültürel kirlilik hakimdir. Asrın başında makine çağının, bütün meseleleri çözeceği inancı bir gizli putperestliğe dönüşmüş, makine kültürünün gayri insani yaklaşım sonucu dünyada iki milyara yakın insan evsizliğe, geri kalan milyarlarca insan tabiattan uzak, yaradılışın icaplarıyla zıt bir yaşama mahkum edilmiştir.

Tarihi şehirleşmemizi yıkarak yapılan apartmanlar, yaşama düzenini ve mimari kültürel devamlılığı yok etmiştir. Savunduğum çözüm halkımızın da isteği olan ortalama 2 katlı bahçeli yerleşimdir. Sosyal, kültürel, psikolojik olumlu yönlerinin yanısıra , apartman sistemine göre daha fazla arsa da  gerektirmemektedir.

Hıristiyan ve Osmanlı mimarisinde de görüldüğü gibi vücuda getirdiğimiz biçimler, inancımızın mimarideki tezahürüdür.Yaşanabilecek bir İslam şehir uygarlığının oluşması ancak Osmanlı şehir örneklerinden  hareket edilerek gerçekleştirilebilir.

Not: Programın özeti, deşifre üzerinden hazırlanmıştır.

Hazırlayan: Emine Akay
Önceki Yazı

Bir Medeniyet Tasavvuru

Sonraki Yazı

Türkiye’de Ailenin Açık ve Örtülü Sekülerleşmesinin Sosyolojik Analizi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir