Rüya Nedir, Nasıl Yorumlanmalıdır?

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

Mehmet Ali BULUT 

3 Ekim 2009

Rüya kişinin kendi halini ve alemini müşahede etmesidir. Rüyanın tenzir ve tebşir olmak üzere iki mahiyeti vardır ve bu vesileyle insan uyarma veya müjdelemeye muhatap olur.
İnsan uyurken farkında olsun ya da olmasın hemen hemen her saat başı uyanır ve hem dalmalarda hem de uyanmalarda rüya görür. Dalarken görülen rüya genelde unutulur, uyanırken görülen rüyalar hatırlanır.
Her insan rüya görür. Hatta abartı gibi görülmezse diyebiliriz ki Allah uykuyu insan rüya görsün diye yaratmıştır. Uykuda dinlendiğimizi sanırız. Oysa ki kalbimiz nasıl bir saniye bile durmadan çalışırsa beynimiz de aynı şekilde durmadan çalışır.

Güzel rüya görenler mutlu, başarılı insanlardır. Rüya sayesinde biz kendi iç alemimizi müşahede ederiz ve bu vesileyle kendi kainatımızı düzeltmek gibi bir fırsat doğar. Ayrıca çok rüya gören insanın ruhu rüya aleminde beslenir, tat alır. Fakat eğer bu insan bu alemde ruhu keyif alıyor ve besleniyor diye hiçbir şey yapmazsa işte o zaman rüyalar onun gelişmesi için bir engel haline gelebilir.
Allah bizlerle rüya vasıtasıyla konuşur ve konuşma yollarından Biraz perdeleri açsak, camımızı silsek daha net duyarız.
Rüya Allah’ın konuşma yollarından en sarih olanlardan biridir.
Rüyalar üçe ayrılır:
Sadık rüya (Allah’tan olan ikaz ve işaretler), edğas (insanın mizacından ve nefisten kaynaklanan düş) ve ahlamdır (şeytanın korkutma ve saptırmaları).
Sadık rüyalarda bizim dahlimiz yoktur. Cenab-ı Hakk kuluna kendini bildirme vasıtalarından biri olarak bu yolu seçmiştir. Nübüvvette iletişim kurma yolu olan vahyin 46 da bir cüzü olarak ifade edilmiş olan rüya da bu anlamda iletişim yoludur.

Her bir insan ve kainat, Rabbimizden birer mektuptur. Allah bu mektuplar sayesinde deliller göstererek O’nun murat ettiği şeyleri bizim algılamamızı sağlar. İnsan da bir kainattır ve sadık rüya O’nun ayet ve satırlarını okumanın yoludur diyebiliriz.
Her rüya haktır. Ancak rahmaniyet ve açık uyarı olması açısından biz sadık rüyayı diğerlerinden ayırırız. Sadık rüya peygamberlere ve elçilere verilmiş bir bildirme yoludur.
Sadık rüya, tabire ihtiyaç duyulan ve duyulmayan olarak ikiye ayrılır. Bir kısmı çok açıktır, te’vile gerek yoktur fakat bir kısmında ise tabire ihtiyaç duyulur.  Mesela Yusuf Peygamber’in rüyası bu anlamda te’vile yani Rahmani bir telkinle, ilham yoluyla sembollerin değerlendirilmesine muhtaçtır. Te’vil yapılan rüyaların bir kısmı yakını bir kısmı da uzağı işaret eder. Bir kısmı bütün hayatı kuşatır bir kısmı ise hayatımızda küçük bir aralığa tekabül eder.
Sadık rüyanın yorumunun kişiden kişiye değişmesi, adeta kıyafet değiştirmesi, şekle bürünmesi, insanın nesnelere atfettiği değerlerden dolayıdır.  buradayım
Edğasü Ahlam: Karmakarışık düşler anlamına gelir. Bu tamlamada edğas; iyi-kötü, yaş-kuru birbirine karışmış çeşitli bitkilerden oluşan ot demeti anlamına gelir. Ahlam İse; uyku halinde görülen, anlamlı olmayan, ilham yoluyla bilgi taşımayan düşlerdir.

Edğas ve ahlam vesilesiyle insan kendi mahiyetini keşfedebilir. Böyle olunca rüyanın küçücük bir ayrıntısını da yabana atamazsınız.
Edğas; İyi-kötü, yaş-kuru her birinin iç içe ve karmakarışık olması demektir. İnsan bir şeyi somutlaştırır ve kodlarken kendi ön kabullerimizden hareketle karar verir. Hayalimizden doğan manalar gözümüzün önünde resimlenirken ön kabullerimiz müdahale eder. Rüyada aslında mana çıplak çıkar. Rüya sizin gardırobunuzda hazırladığınız bir elbiseyi giyer ve öyle karşınıza çıkar.
Rüyanın içinde zaman ardışık değildir, her şey aynı anda olur. Rüyadan çıkan mananın bizim algılayabileceğimiz hale gelmesi için bizim sembol ve kıyafetlerimizi giymesi gerekir. Kendi gardrobunuzu değiştirin, rüyalarınız da düzelecek. Biz bugün haramlarla, yanlışlarla o kadar kuşatıldık ki kendi sembollerimizi ayıklamada çok zorlanıyoruz. Hadiselere, eşyaya bakışınız değişirse, sizi ürkütecek sembollerden temizlenirseniz rüyalarınız da değişir.
Edğas, b,z,m mizacımızdan kaynaklanır. Dediğimiz gibi değişmesi bize bağlıdır. İnsan sevdiği, menfaati, kemale ermek için ve liyakat sahibi olmak adına değişebilir. Kendisine kemal atfettiğiniz, nefsinizden üstün gördüğünüz kişiler sizi değiştirebilir.

Ahlam ise; kendisine aşırı ehemmiyet atfettiğimiz, üzerine titrediğimiz şeydir. Neye zaaf gösteriyorsak, neye hak ettiğinden fazla ehemmiyet gösteriyorsak o bizim başımıza bela olur. O derece ehemmiyet gösteririz ki adeta o bizim tanrımız olur. Bu bizim çocuğumuz, mesleğimiz, hazlarımız, alışkanlıklarımız, idealimiz, davamız, hatta cennetimizdir. İcabında cennet bile Allah’a giden yol üzerinde bir engeldir. Cennet, insanın bir makamda olan hazza razılık göstermesidir. Halbuki hiçbir ehlullah cennete razı olmamıştır.
Meşguliyetlerimiz Allah’a giden yoldan bizi alıkoyuyorsa, oyalıyorsa rüyalar, burada oluşan arazları anlama yoludur.
Toparlamak gerekirse; mizacımızın sapmalarıyla oluşan rüyalar edğas, aşırı ilgilerimizden kaynaklanan rüyalar ise ahlamdır.
Rüya gördüğünüzde içinize ilk gelen, sevinç, korku, telaş gibi hisler önemlidir.

Rüya, tabir etmeden önde muallakta duran sanal bir programdır. Siz onu yorumlarsanız devreye girer. Kötü olduğunu düşündüğünüz bir rüya gördüğünüzde Efendimiz, sol omzumuzun üzerine şeytandan Allah’a sığınarak üç defa tükürmemizi tavsiye eder. Bu adeta Muhammed-ül Emin vasfıyla sanal rüyaya sanal reçete vermek gibidir. Biz bir yerde bunu Efendimiz söylemişse bu haktır diyoruz ve bu eylemi yaparak içeri bildiriyoruz. Sanal rüyaya sanal reçete veriyoruz ve sanki virüs programıyla o kötü rüyayı indiriyoruz.
Başka alemleri müşahede diye bir şey vardır. bazı ruhlar çok sıklıkla kendi kainatlarının dışına çıkarlar ve görürler. Bu kimine nasip kimi için de çalışarak elde edilebilecek bir özelliktir. İnsanoğlu yükseldiği an, anı geçmiş ve geleceği ihata edecek şekilde seyre başlayabilir. Bu bir hakikattir. Tasavvufun bir alanıdır. Fakat inanmadığı halde bunu yapabilen mistikler de vardır. bazı insanlar ruhlarına bu disiplini kazandırabilirler. Hatta istedikleri zaman rüyaya yatar ve seyahat ederler. İstediğinizde sizin için istihareye yatarlar ve halinizi size bildirirler. Bunlar alıştırılmış yolculardır.
İnsanın içine, Rahman, melek, şeytan ve nefs olmak üzere dört kaynaktan ses gelir. Bu sesleri ayırt edebilmemiz için Rahman’ı sıkça dinlemeliyiz. Rahman’ı dinlemeye alışırsak en önce ses oradan gelir. Bizim rüyalarımızı ve algılarımızı belirler. Çok sıklıkla tevbe istiğfar etmeliyiz, euzu çekmeliyiz, abdest almalıyız. Abdestte ensemizi meshederek adeta vücudumuzun dış kalkanını tehlikelere kapatmış oluruz. Hele bir de namaz kılıyorsak fikri ve fiili yanlışlıklardan korunmak o oranda kolaylaşır.
Edğas ve ahlamdan kurtulmak ve düzgün rüya görmek için düzgün düşünmek lazım. Bunun için zihnimizde tanımlanmış olan kavramları elden geçirmek, içinde bulunduğumuz ortamları değiştirmek, dilimizi temiz ve güzel kelimelere alıştırmak, kötü hayaller kurmamak lazım. Güzel bakan güzel düşünür, güzel düşünen güzel rüya görür, güzel rüya gören hayatından lezzet alır. Çünkü artık gardrobunuz değişmektedir, gardrobunuzdaki kötü elbiseler azalmaktadır.
Tabir kitaplarına bakıp rüyaları tabir etmek tehlikelidir.

Önceki Yazı

Duygu ve Düşüncelerin Sağlığımıza Etkileri

Sonraki Yazı

Koruyucu Psikoloji

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir