Hazar Derneği’nin aile temelli eğitim çalışmalarının yeni dönemi, Prof. Dr. Medaim Yanık’ın katılımıyla gerçekleştirilen söyleşiyle başladı. “Aile Atölyesi” başlığıyla yürütülen dört haftalık programın ilk buluşmasında, Prof. Dr. Yanık’ın “Kim Kimle Evlenirse Mutlu Olur” adlı kitabı üzerinden evlilik, kişilik uyumu, eş seçimi ve sağlıklı ilişki dinamikleri üzerine kapsamlı bir sohbet gerçekleştirildi.
Program koordinatörü Nuray Filiz, açılış konuşmasında projenin amacını “aile bağlarını güçlendirmek, ilişkilerdeki güçlü ve zayıf yönleri tanımak ve sağlıklı iletişim becerileri geliştirmek” olarak tanımladı. Dört hafta sürecek bu atölye dizisinde, Prof. Dr. Medaim Yanık’ın dört temel eseri ele alınacak:
Kim Kimle Evlenirse Mutlu Olur?
Mutlu Evliliğin Yedi Özelliği
Çocuk Yetiştirirken Travmatik Yanlışlar, Geliştirilen Doğrular
Eşim Tehlikeli mi?
Medaim Hocanın eserleri üzerinden her hafta farklı konular tartışılacak üzerinden gerçekleşecek bu programlarla amaçlanan; bireylerin kendilerini, ailelerini ve ilişkilerini yeniden gözden geçirmeleri ve aile içi ilişkilerdeki aksayan yönlere dair farkındalık kazanmaları ve çözüm becerileri geliştirmeleridir.
Evliliğe Dair Okuryazarlık
Prof. Dr. Yanık konuşmasına, kitabının hikâyesinden bahsederek başladı. Eserin yalnızca Türkiye’de değil, Amerikan Müslüman topluluklarında da büyük ilgi gördüğünü, İngilizce eğitim versiyonlarının hazırlandığını belirtti.
Evliliği “insanın en büyük mutluluk ya da mutsuzluk kaynağı” olarak tanımlayan Yanık, bu nedenle doğru eş seçiminin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Evlilikte hem eşleşme uyumu hem de ilişki becerilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Yanık, “Evlilik huzurunda bir insanın kimle evlendiği kadar, evliliği nasıl yürüttüğü de belirleyicidir” ifadelerini kullandı.
Evlilik kararının bilgiye dayalı verilmesi gerektiğini belirten Yanık, bu noktada “evlilik okuryazarlığı” kavramını öne çıkardı. Tıpkı finansal okuryazarlık gibi, bireylerin de ilişki ve kişilik farkındalığı konusunda bilinçlenmesinin boşanma oranlarını düşürebileceğini söyledi.
Beş Unsur ve Üç Sorgu Modeli
Yanık, kitabının merkezinde yer alan “eşleşme değerlendirme modeli”ni detaylandırdı. Buna göre kişi hem kendisini hem de potansiyel eş adayını şu beş unsur açısından değerlendirmeli:
•Fiziksel özellikler ve çekim,
•Zekâ ve entelektüel uyum,
•Mizaç ve karakter,
•Sosyal kimlik ve kültürel arka plan,
•Evlilik felsefesi ve ilişki anlayışı.
Yanık, bu değerlendirmenin ardından aşağıdaki üç temel soruya cevap aranmalı dedi.
•Bu birliktelik farkındalık düzeyinde nasıl bir tablo oluşturur?
•Benzerlikler ve farklılıklar dengeli midir?
•İlişkiyi tehlikeye atabilecek “kırmızı bayraklar” var mı?
Yanık, özellikle “kırmızı bayrak (red flag) ” kavramının, bireylerin ciddi kişilik bozuklukları, şiddet eğilimleri ya da vicdansızlık gibi özellikleri erken dönemde fark etmeleri için hayati olduğunu ifade etti.
Eş Seçimi Süreci:
Yanık, Türkiye’de evliliklerin genellikle iki şekilde gerçekleştiğini belirtti:
Tanışma usulü: bireylerin kendi inisiyatifiyle başlayan ilişkiler,
Tanıştırılma usulü: evlilik niyetiyle gerçekleştirilen planlı görüşmeler.
Her iki yöntemin de meşru olduğunu söyleyen Yanık, “, kişilerin birbirini farklı ortamlarda 4 – 6 ay gibi bir süreç içinde tanıma fırsatı oluşturulmasının önemine değindi. Bu sürecin çok kısa ya da yüzeysel olmasının boşanma riskini artırdığını vurguladı.
Kültür, Mizaç ve Değişim
Katılımcıların sorularıyla zenginleşen söyleşide, Yanık mizaç farklılıklarının evliliklerdeki kalıcılığını şu sözlerle özetledi:
“İnsanlar değişir ama mizaç kalır. Kabul gücü, değişimden daha gerçekçidir.”
Kültürel etkenlerin duygusal ifadeler üzerindeki etkisine de değinen Yanık, bazı kişilerin sevgiyi göstermeyi zayıflık olarak öğrenmesinin ilişkilerde ciddi mesafe oluşturduğunu söyledi.
Şiddet, Dürtüsellik ve Psikolojik Farkındalık
Söyleşide önemli bir bölüm, psikolojik şiddet ve dürtüsellik üzerineydi. Yanık, şiddetin yalnızca fiziksel olmadığını; duygusal ihmal, aşağılama ve manipülasyonun da ciddi tahribat yarattığını vurguladı. “Bir insanın dürtüsel olması, düşünmeden eyleme geçmesi, ilişkilerin temel sorun kaynaklarından biridir” diyerek sabrın psikolojik denge noktası olduğunu ifade etti.
Kişilik Bozuklukları ve Tehlikeli İlişkiler
Diğer başlık ise kişilik bozukluklarıydı. Yanık, “psikopat” ya da “antisosyal” kişilikleri tanımanın, kırmızı ışıkta geçmemek kadar önemli olduğunu söyledi.
“Klasik psikopatları tanımak kolay, asıl tehlike ‘beyaz yakalı psikopatlar’dır; vicdansız ama görünürde kültürlü insanlardır.”
Bu kişilerin yüzeysel albenileriyle ilişkilerde hızlı bağ kurabildiğini, ancak sonrasında partnerlerini değersizleştirdiklerini anlattı.
Narsisizm ve Bencillik Üzerine
Modern toplumda sıkça yanlış kullanılan “narsist” kavramını da açıklayan Yanık, “Gerçek narsistik kişilik bozukluğu toplumda %1–3 oranında görülür. Her güçlü karakter narsist değildir.” diyerek güçlü, kararlı ve kendine güvenen bireyleri patolojik kişilerle karıştırmamak gerektiğini belirtti.
Ailelerin Rolü ve Dış Gözlemci Önemi
Yanık, evlilik kararında dış gözlemci görüşünün önemine dikkat çekti:
“Üç güvenilir insanın fikrine başvurmak, sağlıklı karar vermeyi kolaylaştırır. Ama son kararı kişi kendi vermelidir.”
Bu yaklaşımın, hem bireysel sorumluluğu hem de toplumsal tecrübeyi birleştiren bir denge sunduğunu ifade etti.
Sonuç: Bilinçli İlişki, Gerçek Farkındalık
Söyleşinin sonunda Yanık, bilginin tek başına dönüşüm sağlamadığını, asıl değişimin yaşantı ve farkındalıkla mümkün olduğunu vurguladı: “Bilgiyi bilmek yetmez; bilmek, hissetmek ve uygulamak gerekir. Ancak o zaman evlilik bir okul olur.”
Metni yayına hazırlayan: Zehra Kılıç


