Heinrich Böll Derneği Cinsiyetler Arası Demokrasi toplantısına katıldık

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

Türkiye’de Kurumsallaşmış Cinsiyet Eşitliği: Olanaklar-Riskler

23 Eylül 2006
Hazırlayan: Hale Keleş

Heinrich Böll Stıftung Derneği Almanya’da kurulmuş ve adını, insan hakları, çevre gibi konulardaki çalışmalarıyla duyurmuş ve şu anda hayatta olmayan bir yazardan almış bir dernek. Dernek  Almanya’da devletin politika eğitimini desteklemesi ve bu tür derneklerin kurulmasını teşvik etmesi amacıyla kurulmuş olan altı sivil toplum kuruluşundan biri. Cinsiyetler arası demokrasi-eşitlik  ve kadın çalışmalarına katkıda bulunmayı hedefleyen vakfın Meksika, El Salvador, Afganistan ve başka bazı ülkelerde şubeleri var. Vakfa bağlı bir Feminist Enstitüsü, teorik ile pratik arasında köprü oluşmasına hizmet etmek amacıyla kurulmuş bir internet platformu var. Kadın akademisyenlerin desteklenmesi ve güvenlik politikaları üzerine de odaklanıyorlar. Yeşiller Partisi ile yakın ilişki içerisindeler.

Toplantının sabah oturumunda KADER’den Nebahat Akkoç ve Zelal Ayman konuşma yaptılar. N.Akkoç asıl misyonlarının kadın, töre cinayetleri gibi konularda sorun tespiti, analiz ve çözüm için politikalar üretmek olduğunu ama zaman içinde kendilerini nüfus cüzdanı olmayan kadınların nüfus cüzdanlarını çıkarttırmaya kadar varan kendilerini aşan birçok sorunu çözmeye çalışırken bulduklarını, bunun ise asıl olarak devletin görevi olduğunu söyledi.

En basitinden hiç nüfus kaydı olmayan veya nüfus cüzdanı olmayan kadınların muhtarlar, öğretmenler yoluyla tespitinin devlet tarafından yapılıp sorun halledilebilecekken devletin bu konularda fazla bir çabasının olmadığını vurguladı. Devletin (veya hükümetin) sorunu aile üzerinden tartışmak istediğini ama kendilerinin bunu kadın odaklı konuşmak istediklerini belirtti.

Kendisi Güneydoğu’da yaptıkları bir çalışmanın sonucunda töre cinayetine kurban gitme endişesiyle kendilerine ulaşan 125 kadından bazılarının 12 yaşında evlendirildiklerini, 125 kişiden sadece 13’ünün istediği biriyle evlendiğinin, yarısının okuryazar olmadığının tespit edildiğini söyledi. Ayrıca köylerdeki kadınların ancak onda birinin okuryazar olduğunu, bu kadınların okuryazarlık oranının artırılması gerektiğini söyledi. Ancak düzenlenecek kursların resmi binalarda olmaması gerektiğini, çünkü oradaki kadınların kamu binalarına gitmelerinin bir nevi ayıp sayıldığı için gitmekten çekindiklerini ekledi. Dinleyicilerden bir kadının orada düzenlenen Türkçe okuma-yazma kurslarının Kürtlerin asimilasyonu olarak görüldüğü için tasvip edilmediğini söylemesi de manidardı.

İkinci konuşmacı Zelal Ayman feminist bakış açısıyla toplumsal cinsiyet kavramının nasıl anlaşılması gerektiği hakkında fikirlerini beyan etti. Bu kavramın feminist çevrelerde tartışılmakta olduğunun ve kimi yerde feminizm yerine kullanıldığının, fakat bunun feminizmin ideolojik yapısına uygun olmadığının altını çizdi.
Öğleden sonraki oturumda 9 Eylül’de kendi davet ettikleri katılımcılarla yaptıkları Türkiye’de Gündelik Hayatta Cinsiyetler arası Demokrasi konulu atölye çalışmalarının sonuçlarını bizimle paylaştılar. Atölye çalışmaları dört ana başlıkta toplanmıştı.


1-Çalışma Atölyesi (Sunum: Aysun Sayın)

Ülkemizde kadınların işgücüne katılımının gittikçe azaldığı, ev kadınlarının gizli işsiz oldukları, onların iş hayatına katılım talepleri olduğu taktirde işsizlik oranının daha da artacağı, kadınların iş kurmak için bankalardan kredi almasının erkeklerden daha zor olduğu, kadınların iş hayatına başlarken fırsat eşitliği olmadığı için pozitif ayrımcılık yapılması gerektiği, işyerlerinde kreş açmak için kadın çalışan sayısının baz alındığı, aslında babaların sayısının da baz alınarak kreş açma zorunluluğunun getirilmesi gerektiği böylece çocuk bakımının sadece kadınların görevi olduğu düşüncesinin kırılacağı dile getirildi. Ayrıca parlamentoda kadın erkek eşitliğinin sağlanması gerektiği ve medyanın da kadın erkek eşitliği için programlar yapması gerektiği fakat bu programların sabah kuşağında değil prime time’da yayınlanmasın istendiği belirtildi.

2-Politika Atölyesi (Sunum: Özgür Sunata, Sabahat Tuncel –Demokrat Türkiye Partisi)

Siyasete kadınların katılımının artması için kota uygulamasının öngörüldüğü fakat partilerin tüzüklerini yapmada özgür oldukları için bunu uygulamadıklarına dikkat çekildi. Devlet eliyle STK’ların kurulduğu bunun ise STK ruhuna aykırı olduğu, devletin partilere verdiği paraların belli miktarının kadın adaylara harcanması gerektiği, seçimlerde ’Kürt İllerinde’ aday olanların Kürtçe konuşma yapmasının yasak olmasının yanlış olduğu belirtildi. Bu konuşmacının daha önce de söz aldığında konuyu bir şekilde Kürt Sorununa getirmesi ve Kürt İlleri ifadesi salonda ‘Bölücülük yapıyorsunuz’ şeklinde protestolara sebep oldu.

3-Eğitim Atölyesi (Sunum: Şebnem Keniş)

– Eğitimin tüm boyutlarında toplumsal cinsiyet bakış açısı ana akımlaştırılmalı.
– Nitelikli, eşit, parasız eğitim verilmeli.
– Eğitimde karar yetki ve denetim süreçlerinde kadınlar yer almalı.
– Erken çocukluk eğitimi yaygınlaşmalı.
– Anaokulu öğretmenliğinin kadın işi olma kodlaması değişmeli, erkeklerin de bu işe yönlendirilmesi sağlanmalı.
– Kreş açılması için kadın-erkek çalışan sayısı baz alınmalı.
– Kızlar için okul kamusal alana çıkış ve erkeklerle bir arada olmak için tek yol olduğundan karma eğitimden vazgeçilmemeli.
– Milli güvenlik dersleri kaldırılmalı.
– Meslek eğitiminde kadın-erkek işi kavramı ortadan kaldırılmalı, kadın işi olarak bilinen mesleklere erkekler, erkek işlerine de kadınlar yönlendirilmeli.
– Yüksek öğrenimde toplumsalcinsiyet konulu dersler olmalı.
– Yurtlarda kadınlar aleyhine olan ayrımcılıklar kaldırılmalı. Yurtların giriş çıkış saatleri erkeklerinki gibi daha rahat olmalı,isimdeki ayrımcılık da kaldırılmalı. (Kız yurdu..? Kadın yurdu???)
– Okullardaki revirlerde ve hastanelerde kadın sağlığı birimleri kurulmalı, doğum kontrolü hakkında bilgilendirme yapılmalı.
– Yaygın eğitimde meslek edindirme ve sertifika kursları yapılmalı, bu projelerde devamlılık sağlanmalı
– Ama belediyelerin yaptığı gibi elişi gibi derslere yönlendirme olmamalı.

RİSKLER:

Toplumsal cinsiyetin yaygınlaştırılmasındaki engeller;
– Milliyetçilik
– Militarizm
– Yoksulluk
– Dincilik, köktendincilik

4-Aile, Din, Toplum Atölyesi (Nilgün Yıldırım):

Parlamentoda çıkan yasalara gerekli altyapı hazırlanmadığı ve uygulayanların zihniyetinden dolayı uygulamada başarılı olunmadı. Kadın yerine aile konulması sonuç getirmeyen klasik bir yöntemdir. Kadın sorunu aile değil kadın odaklı bir bakış açısıyla çözülebilir. Atölye çalışmalarına katılan feministlerin bazılarının İslamcı feminist olarak değil, dindar feminist olarak nitelendirilmek istedikleri belirtildi. Ailenin kutsallığı aile içi şiddetin kapalı kalmasına sebep oluyor, aile kutsal bir terim değil, sosyolojik bir terimdir. Başörtüsü sorununun çözülememesi yasaların değiştirilmesinin zorluğuyla açıklanamaz. Başörtülü kadınlar düşük ücretle çalıştırılarak sömürülüyor. Dinin yorumlanmasında erkek bakış açısı hâkimdir. Kadın bakış açısıyla yeniden dini yorumlar yapılmalıdır. Gelenekler din kuralları içinde kabul ettirilmeye çalışılmıştır. Kadınlar iyi anne ve eş olmak üzere okutuldular ama iş hayatına girme talepleri oluştu. Kadınlar değişti ve artık aile yapısına uygun olmadıkları için boşanmalar arttı. Toplumda kadınların geleneksel rollerine itilmesi için bazı hareketler var.

Son oturumda Filistin ve Polonya’daki kadınların durumu ile ilgili iki konuk vardı. Filistin’den
Nadia Hajal (Bağımsız araştırmacı ve eğitmen) Filistin’de kadınların ulusal mücadelenin entegre bir parçası olduklarını ifade etti. Filistin’in egemenliğinin olmamasından dolayı CEDAW’a imza koyamadığını ama Filistin Bağımsızlık Deklarasyonunda, 2003’te hazırlanan Filistin anayasası taslağında kadın-erkek eşitliğinin yer aldığını belirtti. Şu anda parlamentoda 132 milletvekilinin 17’sinin kadın olduğunu bunun da %12 olduğunu ve belediye seçimlerinde meclis üyeliği için kadınlara kota uygulandığını ekledi. Filistin’de şeriatın uygulandığı kanunların var olduğu ve tecavüz olaylarında erkeklere çok ağır cezalar verildiğini söyledi. Ayrıca 1996’da bakanlıklarda kadın masalarının oluşturulduğunu ve en aktif çalışan masanın planlama ve dışişleri bakanlığı olduğunu belirtti.

                                                                                                        

Önceki Yazı

Müslüman Toplumlarda Değişim ve Kadın Konferansına Katıldık

Sonraki Yazı

Duvarları Arkası Belgeselinin Galasına Katıldık

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir