Hadislerdeki İhtilaflar

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

Doç. Dr. Raşit KÜÇÜK

Biz sünnet denildiği zaman Hz. Peygamberin hayatının her safhasını anlıyoruz. Zaten sünnet dinin hayata yansımasından ibarettir.

Hadis konusunda hadisçiler ve fakihler farklı düşünürler. Hadisçiler Hz.Peygambere izafe edilen her şeyi hadis olarak kabul ederlerken fakihler, Hz. Peygamber’in sözünü fiilini veya takririni hüküm ifade ettiğinde ancak hadis sayarlar.

Sünneti bütün âlimler kavli, fiili, takriri olmak üzere 3’e ayırma konusunda hem fikirdirler.

Bizim ümmet olarak ondan rivayet edilmiş sahih hadisleri doğru veya yanlış olarak ikiye taksim etme yetkimiz yoktur. Çünkü Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de Resul’e itaat etmeyi bir çok ayette emretmektedir. İtibar edilmeyecek derecede zayıf ve mevzu hadisleri bunun dışında tutuyorum.

Eğer Hz. Peygamber bir konuda veya içtihadında hata yapmışsa bunu doğrultma yetkisi ancak Cenab-ı Hak’ka aittir.

Resulu Ekrem dünyada vazifesini iki şekilde icra etmiştir: Birincisi, bir mübelliğ, bir din tebliğcisi olarak Allah’tan aldığını insanlara ulaştırmış, diğeri ise devlet başkanı olarak o vasıfla ortaya hükümler koymuştur. Bir tebliğci olarak getirdiği hükümler kıyamete kadar geçerlidir. Fakat devlet başkanı olarak ortaya koyduğu hükümlerde Kur’an ve sünnet çizgisinde kalmak kaydıyla değişiklikler yapılabilir.

Hz.Peygamber’in bir tebliğci olarak bizlere bildirdiği hükümleri içeren Kur’an-ı Kerim insanlar tarafından her zaman doğru anlaşılamayabilir, bunun garantisi yoktur. Doğru anlamanın yolu da sahih sünnetlere bakmaktır. Onun için sünnetsiz bir din olamaz. Sünneti kaldırırsak, hadisleri yok sayarsak böyle bir din yaşayamaz. Bu dinin evrenselliği de ortadan kalkar. Kur’an ı Kerim’in emirlerini sünnet olmaksızın herkes anladığı gibi uygulamaya kalkarsa belki herkes kadar uygulama ortaya çıkar.

Biz sünnet yoluyla Hz.Peygamber’in hüküm koyma, olayları hâl yolunda fetva verme ve nasihat yönünü, bizim gerçek mahiyetini bilemediğimiz ve yüksek hakikatler dediğimiz, arka planını anlayamadığımız -kıyamet vb. – bilgileri öğreniyoruz.

İşte biz bunlardan dolayı bin seneden fazla bir zamanın birikimi olan ve bu sünneti ihtiva eden kitapları yok saymak,  rivayetleri güvenilir bulmamak gibi yanlış bir yola düşmemeliyiz. Bu o rivayetleri doğrudan kabul etmek, tenkid etmemek, fikir yürütmemek anlamına gelmez. Ama peşin kabul ne kadar zararlıysa, peşin redde o kadar zararlıdır.

Hicri 2. asırda hadisler için makbul ve merdud olmak üzere iki tabir kullanıldığını öğreniyoruz. Makbul hadisler kabule şayan hadisler. Merdud hadisler ise rivayetler yani kabul edilmeyen hadislerdir. Daha sonraları makbul hadisleri de sahih ve hasen diye ikiye ayırdıktan sonra sahih hadis, hasen hadis ve zayıf hadis tabirlerinin kullanıldığını görüyoruz.

Sahih ve hasen olarak nitelendirilen hadislerde bir problem yok, fakat zayıf hadis dediğimizde karşımıza oldukça fazla çeşit çıkıyor ve biz bunların her birini ayrı ayrı incelemeye tâbi tutuyoruz.

Zayıf hadise karşı yine aynı derecede zayıf başka bir hadis varsa biz buna 3 metod uyguluyoruz. Senedine ve metnine bakarak birini alıyor diğerini nesh ediyoruz. Bu yapılmazsa tercih yoluna gidiyoruz. Bu da mümkün değilse tevakkuf ediyoruz; yani alıp bir kenara koyuyor onu halledecek  bir insan çıkana kadar bekliyoruz. Bu metodlar uygulanmadan, sadece “aklıma uymuyor” diyerek hadisi reddetmek mümkün değildir. O zaman o insana “senin aklın insanlığın ulaşabileceği nihai akıl mı?” diye sormak gerekir.

Önemli gördüğüm şu noktanın da altını çizmek isterim. 3 çeşit kanuna İslam alimlari dikkat çeker:
1– Makulatın (aklın) kanunları
2– Menkulatın (naklin) kanunları
3– Nahsusatın (hislerin) kanunları

Şu anlaşılıyor ki nakille gelen haberlerin sağlığı, sıhhati ancak naklin kanunlarına göre ayarlanmalıdır. Naklin kanunlarına göre doğru olarak gelmiş haberleri sırf aklın kanunu ile reddetme imkânımız ve hakkımız yoktur.


Not: Hocamızın konuşma özeti, deşifre üzerinden hazırlanmıştır.

Hazırlayanlar: Ayla Kerimoğlu-Dilek Karataş

 

 

Önceki Yazı

Mevzu Hadisler

Sonraki Yazı

Vahiy Akıl Dengesi Açısından Sünnet

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir