İnsan Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:
11Şubat 2005
Hazırlayan: Ayla Kerimoğlu

Amerikan Konsolosluğunun The Marmara’da düzenlediği toplantıya katıldık. Toplantı konusu “İnsan Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti” olarak belirlenmişti. Toplantı Amerikan Başkonsolosluğu Basın ve Kültür İşleri Müdür Yardımcısı Katharina Gollner-Sweet’in açılış konuşmasıyla başladı. Toplantıda Amerika Üsküp Konsolosluğu danışmanlarından olan ve çalışma alanı insan kaçakçılığı olan Barbara M. Carlın konuşmacı olarak bulunuyordu. Kendisi aslen Adalet Bakanlığında çalışıyormuş. Türkiye’ye bu gelişinde önce Ankara’da savcılara konuyla alakalı bir brifing vermiş. Ardından bu toplantı düzenlenmiş.

Bu toplantı Hazar Grubu, Ka-Der, Özlen-der, Morçatı, Şefkat Vakfı, KASAD-G, Türk Kadınlar Derneği, Medya-İletişim Grubu, Marmara Grubu, İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi, Boğaziçi Soroptimist Kulübü, İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı’nın katılımıyla gerçekleşti.
 Davet nedeni konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunmak olarak belirtilmişti. Barbara konuyu Makedonya üzerinden anlatıp orada yapılan uygulamalar hakkında bilgi verdi.  Daha sonra Türkiye’de insan ticaretinin engellenmesi için hukuksal açıdan bazı eksiklikler olduğunu örneğin bu pazarda müşteri olanlara ceza verilmediğini ve 18 yaş altının çocuk kabul edilerek bu çocukların kullanılmasına ağırlaştırılmış ceza verilmesi gerektiğini söyledi.
İlginç olan aramızda bulunan ve hayatını kadın çalışmalarına adayan Canan Arın’ın bu kanunlardan haberi olmayışıydı.  Orada bulunan GİKAP dışındaki bütün kurumların temsilcileri ne kadar feminist olduklarını ve bu konuda ne kadar çok yol kat ettiklerini anlattılar.
Toplantının gidişatı eğer kanunlarımızdaki bazı açıklar giderilirse her şey hallolacakmış tarzında ilerleyince şu soruyu sorma ihtiyacı hissettim. ABD’de bu problemi halledebilmenin hukuki yolları tamamlanmış mıdır? Bu soruya cevabı “Evet” idi. Peki, dünyada giderek hukukun daha da gelişmesine rağmen bu problemlerin ters orantılı olarak artmasını nasıl yorumlamalıyız. Acaba bu soruna daha farklı mı yaklaşmak gerekir?
Bu soruya kısaca bunu siz yapacaksınız diye cevap verirken gergindi. Canan Arın hemen bilinç yükseltme çalışması yapmamız lazım. Bizler Morçatıyı kurduğumuzda aile düşmanı vs. diye eleştirilmiştik, şimdi herkes sığınma evinden bahsediyor, diyerek acilen toplantıdan ayrıldı. Toplantının havası değişmişti ve Ayşe Pehlivan’ın sorusunun ardından program aniden bitirildi. Bu ani bitişi beklemediğim için “dinimi öğreten bari Müslüman olsa. Siz Amerika’da bu problemi hallettiniz mi ki hala New York’ta 4 dk.da bir, bir kadına tecavüz ediliyor. Ya da Ebu Garip’de ki işkence ve cinsel taciz uygulayanlara ya da halka tecavüz edenlere yönelik yeterli ceza verdiniz mi ki kalkmış bize bu sorunu nasıl halledeceğimizi söylüyorsunuz” diyemedim. Programın sonunda yanında gidip bunları söylemek istedim ama arkadaşım bırakmadı. Ayrıca bu programın nedeni ya da amacı neydi konusu da ben de netleşmedi.
Sanırım ABD, BOP kapsamında Türklerde imaj yenileme faaliyetlerine başlamış durumda. Biz sizi önemsiyoruz, sizinle birebir konsolosluk düzeyinde ilişki kurmak istiyoruz. Yani biz iyiyiz mesajını vermek istiyorlardı. Ancak bu güne kadar diğer ülke insanlarına yaklaşımları hep tepeden olduğu için bu imaj yenileme sürecinde bu tavırlarını değiştirmeyi akıl dahi edememişlerdi. Barbara bu toplantıda bize bu konuda siz ne yapıyorsunuz, ya da ne düşünüyorsunuz diye hiç sormadı. Bize öğretmen edasıyla neler yapmamız gerektiğini nazikçe dikte etti ve ilk çapraşık olabileceğini hissettiği soruda toplantıyı sonlandırdı.

Önceki Yazı

İstanbul Müftülüğü STK Tanışma Yemeğine Katıldık

Sonraki Yazı

STK’lar Arası İletişim

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir