Allah’ın Sıfatları – Kaza ve Kader

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:
Prof. Dr. Bekir TOPALOĞLU
“Allah kâinatı yaratan ve yöneten tek yüce varlıktır. O’nu dünya hayatında duyularımızla algılamamız mümkün olmadığından sıfatları yoluyla tanıyor, kendisiyle bu yolla ilgi kuruyoruz.

Sıfat Allah’ın zatına nispet edilen bir kavram, bir mânâ ve bir muhteva demektir. Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın sıfatlarına “Esma-i Hüsna” denilmekte olup sayıları üç yüz civarındadır. Bunların doksan dokuzu meşhur olmuş ve levha haline getirilmiştir.

Âlimler, eğitim-öğretimde kolaylık sağlaması, bunu yanında kâinatın yaradılış ve yönetilişini de içermesi amacıyla sıfatları üçe ayırmışlardır:

1-Selbi sıfatlar: Uluhiyyet makamına yakışmayan ve O’ndan uzaklaştırılması gereken kavramlar olup başlıcaları şunlardır: Yokluğu düşünülememek (Vücud), başlangıcı ve sonu olmamak (Kıdem, Beka), yarattıklarına benzememek (Muhalefetün li’l-havadis), varlığı için başkasına muhtaç bulunmamak (Kıyam bi nefsihi), şeriki bulunmamak (Vahdaniyet).

2-Subuti sıfatlar: Ebedi hayatla diri olması (Hayat), her şeyi bilmesi (İlim), işitmesi (Semi), görmesi (Basar), her şeye gücü yetmesi (Kudret), dilemesi (İrade), konuşması (Kelam).

3-Fiili sıfatlar: Kâinatı fiilen yaratıp idare etmesini dile getiren sıfatlar: Yaratmak, öldürmek, rızık vermek gibi.

Allah Teâlâ’nın ta başlangıçta olacak her şeyi planlaması “kader”, bu plana uygun olarak zamanı gelince nesne ve olayları gerçekleştirmesi de “kaza” terimiyle ifade edilmiştir.

Kader konusunun bir ilahi bir de beşere bakan yönü vardır. Şüphe yok ki tabiatı ve onda yer alan, yer alacak olan her türlü nesne ve olayı yaratıp yönetmek engin bir ilim, ergin bir kuvvet ve irade sıfatına ihtiyaç hissettirir. Yine şüphe yok ki bu sıfatlar Allah Teâlâ’da mevcuttur. Bu, kader konusunun ilahi yönünü oluşturur. Meselenin beşeri yönü ise tabiat içinde tek şuurlu ve sorumlu canlı olan insanın irade özgürlüğüdür. İnsanın kendi davranışlarından sorumlu olabilmesi için bunları yapıp yapmamakta hür ve serbest olması gerekir.

Muhafazakâr İslam âlimleri konunun ilahi yönüne, Mu’tezile bilginleri ise beşeri yönüne ağırlık vermiş, böylece birinci grup ikincileri kaderi inkâr etmek (kaderiye), onlar da birincileri insan iradesini hiçe saymakla (cebir) itham etmiştir. Maturidiyye âlimleri ise sorumluluk doğuran fiillerin oluşmasında hem ilahi hem de beşeri iradenin etkili olduğunu kabul etmişlerdir.

Kader meselesinde asıl problem Allah’ın her şeyi önceden bilmesi ve O’nun bilgisinin asla değişmeyeceği gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Hâlbuki insan, kendisi hakkındaki ilahi plana (alınyazısı) vakıf değildir ki davranışlarında tesiri altında kalmış olsun. Bir de şu var: “Allah’ın önceden bilmesi”nde zaman faktörü vardır. Zaman ise Allah’a nispet edilemeyip sadece güneş sistemine bağlı bulunan bizler için söz konusudur ve reel değil, göreli bir kavramdır. Eğer bizi yanıltan bu zaman faktörünü ortadan kaldırırsak, Allah için öncesi ve sonrasının olmadığını görürüz.”
Not: Bu özet, Hocamızın konuşmasının deşifresi üzerinden hazırlanmıştır.
Hazırlayan: Dilek Karataş
Önceki Yazı

Dini Hayatı Etkileyen Faktörler

Sonraki Yazı

Kürtaj

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir