Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

Kuzey İrlanda Barış Sürecini Yerinde Anlamak: Belfast ve Dublin Ziyareti

23–26 Eylül 2026 / Belfast – Dublin

Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün (DPI) davetiyle, 23–26 Eylül 2026 tarihlerinde Kuzey İrlanda barış sürecini yerinde incelemek üzere Belfast ve Dublin’i kapsayan bir çalışma ziyaretine katıldık. Bu programla, uzun yıllar süren çatışmanın barış sürecine nasıl evrildiğini, farklı siyasi ve toplumsal aktörlerin bu süreçte üstlendiği rolleri ve özellikle kadınların barışın kurulması ve sürdürülmesine katkılarını doğrudan sürecin aktörlerinden dinleme fırsatı bulduk.

Kuzey İrlanda deneyimi, yaklaşık otuz yıl süren “Sorunlar Dönemi”nin ardından 10 Nisan 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma/Belfast Anlaşması ile yeni bir döneme girdi. Güç paylaşımı, farklı kimliklerin tanınması, demokratik ve barışçıl yöntemlerin esas alınması ve Britanya ile İrlanda hükümetlerinin sürece birlikte dâhil olması bu deneyimin önemli özellikleri arasında yer alıyor.

Hazar açısından bu ziyaretin en önemli yönlerinden biri, İrlanda barış sürecini birincil aktörlerden dinlemek kadar, kadınların süreçte üstlendikleri rolü ve deneyimlerini yakından görme imkânı bulmak oldu.

1996’da farklı siyasi ve toplumsal geleneklerden kadınların bir araya gelmesiyle kurulan Kuzey İrlanda Kadınlar Koalisyonu, resmî barış görüşmelerine katıldı; kapsayıcılık, insan hakları, eşitlik, mağdurların ihtiyaçları ve sivil toplumun katılımı gibi başlıkların müzakere gündemine taşınmasına katkı sundu. Kadınların yalnızca çatışmadan etkilenen kişiler olarak değil, barışın kurulmasında söz ve sorumluluk sahibi aktörler olarak sürecin içinde yer almaları, bizim açımızdan üzerinde durmaya değer önemli bir deneyimdi.

Farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden bir heyet

Çalışma ziyaretinin dikkat çekici yönlerinden biri de heyetin farklı siyasi görüşlerden ve sivil toplum alanlarından kadınları bir araya getirmesiydi. Heyette; AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, DEM Parti Sözcüsü ve milletvekili Ayşegül Doğan, DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen ile DEM Parti MYK ve Kadın Koordinasyonu Üyesi Derya Arslan yer aldı.

Sivil toplumdan Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği adına Ayla Kerimoğlu, SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nden Gülseren Onanç ve Havle Kadın Derneği’nden Rümeysa Çamdereli; basından ise gazeteci ve yazar Bejan Matur katılımcılar arasındaydı. Programa DPI temsilcileri de eşlik etti.

Belfast ve Dublin’de geçirdiğimiz günler boyunca barış sürecinin farklı taraflarında ve farklı aşamalarında yer almış çok sayıda isimle görüştük. Eski mahpuslardan eski bir Britanya askerine, kadın aktivistlerden parlamenterlere, kamu görevlilerinden sürecin siyasi aktörlerine kadar oldukça geniş bir kesimi dinleme imkânımız oldu. Her görüşme bize aynı sürecin başka bir yüzünü gösterdi; zaman zaman birbirini tamamlayan, zaman zaman da birbirinden oldukça farklılaşan anlatılara kulak verdik.

Bu yazı dizisinde, aldığımız notlar ve kendi gözlemlerimiz üzerinden bu farklı anlatıları mümkün olduğunca kendi bağlamları içinde aktarmaya çalışacağız. İnsan hikâyelerinden kadınların barış sürecine katılımına, müzakere masasının nasıl kurulduğundan barışın kamu politikalarına nasıl taşındığına, sivil toplumun rolünden siyasi iletişime kadar Kuzey İrlanda deneyiminin farklı katmanlarını sizlerle paylaşacağız.

Belki de ziyaretin bizim için en kıymetli tarafı, yıllardır üzerine çok şey yazılmış bir barış sürecini bu kez belgeler ve akademik çalışmalar üzerinden değil; onu yaşamış, kurulmasına katkı sunmuş, eksiklerini ve sorunlarını tartışmış ve bugün hâlâ bu sürecin içinde yaşayan insanlardan dinlemek oldu.

Kuzey İrlanda Barış Sürecini Anlamak

Kısa Tarihçe ve Temel Kavramlar

Ziyaret notlarında Hayırlı Cuma Anlaşması, Mitchell İlkeleri, güç paylaşımı, silahsızlanma, rıza ilkesi, eşit saygınlık, Cumhuriyetçiler, Milliyetçiler, Birlikçiler ve Sadakatçiler gibi kavramlar sıkça karşımıza çıkacak. Görüşmelere geçmeden önce bu tarihsel ve kavramsal çerçeveyi kısaca hatırlatmak yararlı olacaktır.

Çatışmanın arka planı

Bugünkü Kuzey İrlanda meselesinin tarihsel kökleri çok daha eskiye, Britanya’nın İrlanda üzerindeki hâkimiyetine kadar uzanıyor. Yüzyıllar boyunca Britanya yönetimi altında kalan İrlanda’da bağımsızlık mücadelesi, 20. yüzyılın başında yeni bir aşamaya ulaştı. 1919–1921 yılları arasındaki İrlanda Bağımsızlık Savaşı’nın ardından imzalanan İngiliz-İrlanda Antlaşması ile adanın büyük bölümünde Britanya yönetimi sona ererken, kuzeydeki altı bölge Birleşik Krallık içinde kaldı. 1922’de İrlanda Özgür Devleti’nin kurulmasıyla adanın siyasi bölünmesi kalıcılaştı; bu devlet daha sonraki süreçte bugünkü bağımsız İrlanda Cumhuriyeti’ne dönüştü. Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık içinde kalması ise Britanya’yı, ilerleyen yıllarda yaşanan çatışmaların ve barış arayışlarının temel siyasi aktörlerinden biri olarak konumlanmasına neden oldu.

Kuzeydeki altı bölgede Birleşik Krallık’la siyasi birliğin devamını savunan, ağırlıklı olarak Protestan Birlikçi nüfus çoğunluktaydı (%60). Buna karşılık ağırlıklı olarak Katolik Milliyetçi/Cumhuriyetçi kesimler İrlanda’nın birliğini savunuyordu. Böylece Kuzey İrlanda’da yalnızca siyasi statüye ilişkin değil; tarih, kimlik, aidiyet ve egemenlik anlayışlarının da iç içe geçtiği derin bir ayrışma ortaya çıktı.

Yönetimi ellerinde tutan Birlikçi kesim Katolik toplumun temel hak ve hürriyetlerini kısıtlama yoluna gitti.

1960’ların sonunda Katolik toplumun karşılaştığı ayrımcılığa karşı gelişen sivil haklar hareketi; eşit vatandaşlık, adil temsil ve ayrımcılığın sona erdirilmesi taleplerini barışçıl şekilde gündeme taşımasına ragmen sert bir şekilde bastırıldı. Gerilimlerin ve karşılıklı şiddetin büyümesiyle, 1960’ların sonlarından 1998’e kadar devam eden ve “The Troubles” olarak adlandırılan Sorunlar Dönemi başladı. Cumhuriyetçi ve Sadakatçi paramiliter örgütlerin, güvenlik güçlerinin ve Britanya ordusunun da içinde bulunduğu bu dönemde 3.500’den fazla insan hayatını kaybetti.

Kim kimdir?

Milliyetçi (Nationalist): Genel olarak Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesini siyasi ve demokratik yollarla savunan geleneği ifade eder.

Cumhuriyetçi (Republican): Birleşik İrlanda hedefini savunan daha geniş Cumhuriyetçi geleneği ifade eder. Silahlı Cumhuriyetçi hareketlerle ilişkilendirilmektedir.

Birlikçi (Unionist): Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’ın parçası olarak kalmasını savunan siyasi geleneği ifade eder.

Sadakatçi (Loyalist): Birleşik Krallık’la birliği savunan ve Sorunlar Dönemi bağlamında Sadakatçi paramiliter yapılarla da ilişkili olan siyasi/toplumsal geleneği ifade eder. Birlikçi ve Sadakatçi kavramları birbirinin tam karşılığı değildir.

Barışa giden yol

1998 Hayırlı Cuma Anlaşması bir anda ortaya çıkmadı. 1973 Sunningdale girişimi, 1985 İngiliz-İrlanda Anlaşması, 1990’ların başındaki görüşmeler ve 1993 Downing Street Deklarasyonu farklı aşamalarda yeni siyasi zeminler oluşturdu. 1994’te IRA’nın ve ardından Sadakatçi paramiliter yapıların ateşkes ilanları müzakere ihtimalini güçlendirdi; ancak silahsızlanmanın ne zaman ve nasıl gerçekleşeceği yeni bir tıkanma alanı oldu. (Kaynak: CAIN)

Mitchell İlkeleri

ABD’li Senatör George Mitchell başkanlığındaki bağımsız uluslararası komisyon, Ocak 1996’da müzakereye katılacak taraflar için altı temel ilke ortaya koydu. Özetle siyasi sorunların demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesine bağlı kalınması, güç kullanmaktan ve güç kullanma tehdidinden vazgeçilmesi, paramiliter örgütlerin tamamen silahsızlanmasının desteklenmesi ve demokratik sonuçlara bağlı kalınması isteniyordu. Komisyon ayrıca silahsızlanmanın müzakerelerden önce tamamlanması yerine müzakerelerle paralel ilerleyebilmesini önerdi. (Kaynak: CAIN)

Bu yaklaşımın özü şuydu: Masaya oturmanın şartı siyasi hedefinden vazgeçmek değil, o hedef için şiddet kullanmaktan vazgeçmeyi kabul etmekti.

Hayırlı Cuma Anlaşması

10 Nisan 1998’de imzalanan Belfast Anlaşması, daha yaygın adıyla Hayırlı Cuma Anlaşması, yalnızca ateşkesi değil yeni bir siyasi ve kurumsal düzeni hedefledi. Güç paylaşımı, Kuzey-Güney ve Doğu-Batı kurumları, rıza ilkesi, insanların kendilerini İrlandalı, Britanyalı veya her ikisi birden olarak tanımlayabilme hakkı, insan hakları ve eşitlik düzenlemeleri, silahsızlanma ve belirli koşullardaki paramiliter mahkûmların hızlandırılmış tahliyesi bu çerçevenin başlıca unsurlarıydı. (Kaynak: Belfast/Hayırlı Cuma Anlaşması, GOV.UK)

Rıza ve eşit saygınlık

Rıza ilkesi, Kuzey İrlanda’nın anayasal statüsünün halkın çoğunluğunun tercihi dışında değiştirilemeyeceğini ifade eder. “Eşit saygınlık” ise farklı siyasi ve toplumsal kimliklerden birinin diğerini ortadan kaldırması yerine, her birinin kendisini güvende ve meşru hissedebileceği bir siyasi düzen arayışını anlatır.

Kadınlar neden önemliydi?

1996’da farklı siyasi, dini ve toplumsal geçmişlerden kadınlar Kuzey İrlanda Kadınlar Koalisyonu ’nu kurarak çok taraflı barış görüşmelerine katıldı. Koalisyonun önemi yalnızca masada kadınların bulunması değildi. İnsan hakları, eşitlik, mağdurların ihtiyaçları, bütünleşik eğitim, karma konut, sivil toplumun katılımı ve toplumsal kapsayıcılık gibi meseleleri müzakerenin parçası hâline getirmeye çalışmaktı. Birleşmiş Milletler için hazırlanan Kuzey İrlanda vaka çalışması da Koalisyonun müzakere süreci ve sonuçları üzerindeki etkisini “esaslı/somut” olarak değerlendiriyor. (Kaynak: Birleşmiş Milletler Kuzey İrlanda vaka çalışması; Kuzey İrlanda Meclisi tarihçesi)

Not: Bu kısa çerçeve, ziyaret yazılarında geçen tartışmaları yerli yerine oturtmak için bir rehber niteliğinde olması için hazırlanmıştır. Edindiğimiz izlenimler ve anlatılar çerçevesinde hazırladığımız bu yazı dizisinde Kuzey İrlanda’yı tamamlanmış ve bütün sorunlarını çözmüş bir modelden çok, önemli kazanımları ve devam eden tartışmaları birlikte taşıyan bir barış deneyimi olarak değerlendirmekteyiz.

  Sonraki Yazı

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir