Rusya Müslüman Kadınlar Birliği Kuruldu

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:
26 Nisan 2012
Hazırlayan: Ayla Kerimoğlu

Rusya Müftüler Konseyinin bir azası olarak Müslüman Kadınlar Birliği 26 Nisan 2012 tarihinde Moskova’da kuruldu. Kongreye, Rusya’nın 50 bölgesi ile Türkiye, İran, Estonya, Kazakistan ve Çeçenistan’dan yaklaşık 200 kişi katıldı.

Rusya Müftüler Konseyi Başkan Yardımcısı ve Organizasyon Komitesi Başkanı Ruşen Abbasov’un yönettiği Kongrede açılış konuşmasını Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Şeyh Ravil Gaynuddin yaptı.
Türkiye, Kazakistan, Çeçenistan, İran ve Estonya’dan gelen temsilcilerin yaptığı açılış konuşmasının ardından program Rusya’da Modern Müslüman Kadın İmajı ve Rusya’da Müslüman Kadının Güncel Problemleri konulu iki oturumla devam etti.
Kadınların Çalışma Alanları İçinde Kendileri Yok
Bu oturumlarda konuşmacılar kendi bölgelerinde yaptıkları çalışmalar ve yaşadıkları sorun alanları hakkında bilgi verdi. Kadınların yaptığı çalışmalar daha çok toplumsal ve dini sorunlar üzerinde odaklanmış görünüyordu. Çocuk eğitimi çalışmaların ağırlık noktasını oluşturmaktaydı. Müslümanların yönettiği kreşlerin açılması, kreş açılamayan yerlerde çalışan annelerin çocuklarını çalışmayan çocuklu ailelere bırakması yönünde bulunan pratik çözüm aynı zamanda çalışamayan kadına da bir katkı sağlaması açısından önemliydi. Kuran kurslarının açılması, eğitim faaliyetleri, sportif ve kültürel etkinlikler çocuklar için önerilen ya da yapılan çalışmalardı.

Kadın başlığı altında yapılan bu çalışmada kadın denince akla aile ve çocuğun geliyor olması feministleri çok kızdıracak cinstendi. Aile merkezlerinin kurulması, evlilik okulunun açılması, annelikle ilgili eğitim seminerlerinin düzenlenmesi, evlenecek kişiler için eş seçim merkezlerinin oluşturulması, kadınları spora teşvik edici faaliyetlerin organize edilmesi, içki meselesi bu başlık altında ele alınan sorunlar ve çalışma alanlarıydı. Sorunu olan ailelere yönelik oluşturulan terapi merkezlerine müracaatların daha çok kadınlar tarafından yapılması Türkiye’deki duruma ne kadar çok benziyordu.

Başörtülü Çalışma Rusya’da da Sorun
Önemli sorunlardan biri de yoksullukla mücadele idi. Yardım çalışmaları da yine katılanların ortak faaliyet alanına işaret ediyordu. Helal yemek İslam ülkesinde yaşamayan herkesin sorunu olarak burada da gündem oldu. Bir diğer sorun alanı olarak zikredilen kadın istihdamı en çok başörtülü kadınları etkiliyordu. Zira başörtülü olmak burada da işe alınmamak için bir sebep teşkil ediyormuş.
Konuşmalar sırasında birlikte yapılan çalışmaların hak elde etmede nasıl bir güce dönüştüğüne dair örnekler de verildi. İlk örnek kreşlerde Müslüman çocuklara yönelik helal yemek uygulamasına geçilmesi idi. Bir diğer örnek ise Müslüman kadınların pasaport için başı açık resim verme zorunluluğunu ortadan kaldıran çalışma idi. Bunu birkaç konuşmacı ayrı ayrı zikrederek “eğer birlikte çalışırsak iş yaşamında da başörtülü olmayı gerçekleştirebiliriz” dediler.
Konuşmaların ardından seçimler yapıldı ve Tataristan Müslüman Kadınlar Örgütü Başkanı Naila Ziganşina oy çoğunluğuyla Rusya Müslüman Kadınlar Birliği Başkanlığına seçildi. Ziganşina, “Bana oy vermiş olanların umutlarını boşa çıkarmamak için var gücümle çalışacağım, Rusya Müslüman Kadınlar Birliği sadece kâğıt üzerinde kalan bir birlik olmayacak, katılımcıların heyecanı da bunu gösteriyor”, dedi.
Çalışma alanı olarak Ziganşina’da önce çocuk ve aileleri işaret ettikten sonra kadın hakları ve kadın istihdamını da çalışma alanları arasında zikretti. Rusya Müslüman kadınlarının kendilerine ait moda tasarım merkezine ihtiyacı olduğunu bunun için organizasyonlar ve yarışmalar düzenleneceğini ayrıca uluslararası yapılacak çalışmalar için bir komite kurulacağını söyledi.
Rusya Müslüman Kadınlar Kongresinin kararına göre, Kuveyt İslam ve Vakıflar Bakan yardımcısı Şeyh Falah’ın eşi ve İstanbul Müftü Yardımcısı Kadriye Erdemli Rusya Müslüman Kadınlar Birliği onur üyesi oldu.
Rusya’daki Müslüman Kadın İçin Türkiye Anavatan
Kültürel olarak daha çok Orta Doğu ve Batı dünyasına aşina olduğumuzdan bu toplantıya davet edildiğimde farklı bir kadın dünyası, sorun alanları ve çözüm önerileriyle karşılaşacağımı düşünüp heyecanlanmıştım. Toplantıdan bir gün önce katılımcılar otele gelmeye başlayınca bu öngörümde haklı olduğumu düşünmüştüm. Renkli kıyafetleri, farklı baş örtme sitilleri ve gülen yüzleriyle bizi sevgiyle kucaklayan bu kadınlar bizden farklıydılar ama Rus kültürüne de ait olmadıkları kesindi. Rusya’nın çeşitli bölgeleri ve Tataristan, Dağıstan, Kırgızistan, Çeçenistan, Mordovya gibi yerlerden gelmişlerdi. Genelde Türk kökenli olmalarına rağmen onlarla sadece hal lisanıyla anlaşmaya çalışmak oldukça üzücüydü. Bizim Türkiye’den geldiğimizi öğrenince sarılıp öpen, güzel şeyler söyledikleri gözlerinden belli olan kadınlarla birlikte duygulu anlar yaşadık. Daha sonra bize rehberlik eden Bariyat bu kadınların Türkiye’yi çok sevdiğini, ana vatan gibi gördüklerini bize dili döndüğünce anlatmaya çalıştı. Bütün umutlarını Türkiye’nin liderliğine bağlamış olan kadınlardı bunlar. Biz de bu sorumluluğun ağırlığını omuzlarımızda hissederek bugüne kadar görmezden geldiğimiz bu kadınlarla mahcup bir şekilde kucaklaştık.
“Türk Kadınlarını Kıskanıyoruz” 
Toplantı bitmişti ama hala burada yaşayan kadınların sorunlarına dair yeterli bilgi edinememiştim.  Rehber arkadaşımla program aralarında sohbet ettiğim kadınlara “kadın olarak sorununuz nedir” diye ne kadar sorsam da verilen cevaplar toplumsal ve İslami sorumluluğun ötesine geçmiyordu. Bir kadın dergisinin editörü olan ve 20 yıl önce Müslüman olmuş Gülnar Cemal ile bu konuları konuşma fırsatım oldu. Cemal, Müslüman kadınların haklarının farkında olmadığını, erkeklerin de bu durumu istismar ettiğini, genelde evi geçindirenin kadınlar olduğunu, kadın boşanmak istediği zaman da erkeğin tazminat istediğini anlattıktan sonra “biz Türk Kadınlarını çok kıskanıyoruz. Çünkü siz ev geçindirmek zorunda değilsiniz, size eşiniz bakıyor” dedi.  Ona Türkiye’deki kadınlar çalışma hakkını elde etmek için çok uğraştı hala daha uğraşmaya devam ediyor demek istedim ama onun bulunduğu yerden bu bir şımarıklık gibi görülebilir endişesiyle vaz geçtim.  Bir taraftan çalışma hakkını elde etmek için mücadele eden kadınlar diğer taraftan çalışmanın bir mecburiyet olarak dayatıldığı kadınlar… Her iki grup kadın da kendinde olmayana gıpta ile bakmakta. Bir orta yol bulunana kadar da böyle olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Cemal’e “Aile içi şiddet var mı” diye sorduğumda,  “evet ama Ruslarda daha fazla var” diyerek kendi durumlarını meşrulaştırması da ilginçti. Şiddete karşı bir organizasyon ya da sığınma evi gibi uygulamaların olmadığını da söyleyen Cemal, kadınların kanun önünde eşit olduklarını ama bunun uygulamaya tam yansımadığını da ifade etti. “Kadınlar ağır şartlar altında yaşamaya alışık olduğu için kendileri için çaba harcamak akıllarına bile gelmiyor”, dedi.
Burada yaptığım görüşmelerden ve kongrede konuşan kadınların söyleminden anladığım kadarıyla kadınların çalışma alanları içinde henüz kendileri yok. Yapılan çalışmalar kadın başlığı altında da yapılsa kadın sorunları kategorik olarak henüz gündem olmamış. Kadın çalışmaları kadınların yaptığı çalışmalar şeklinde anlaşılmakta olup kadın kimliği, şiddet, tecavüz gibi kadın sorunlarıyla mücadele etmek bu kadınlara çok yabancı. Diğer taraftan yoksulluk, içki, aldatma ve erkeğin çalışmaması yüzünden bütün yükün kadınların omuzlarına yıkılması gibi sorunlara dair itiraz eden bir farkındalık da oluşturulamamış. Hayatın bütün yükünü, toplumsal ve dini yükümlülükleri aynı anda yerine getirmeye gayret eden güçlü ve çilekeş kadınlar bunlar. Bu esnada Moskova’da görülecek yerler nereler, hediyelik eşya olarak ne alınır diye sorduğumuz da iş ve ev sarmalından kurtulup Moskova’yı bile doğru dürüst görmemiş Moskova’da yaşayan kadınlarla tanıştık. Moskova Belediyesinin yaptırdığı Zafer parkındaki camiye ilk kez bizimle birlikte giden kadınların varlığı sanırım yaşam şartlarının ağırlığını anlatmaya yeter.
 
Rusya’da Kominizm Geçmisine İnat Dinler Yükselişte
Rusya’nın uzun yıllar kapitalizme karşı verdiği mücadele ile hafızalarımıza kazınmış bir devlet olması nedeniyle şehre girer girmez MC Donald ve Cola reklamlarını görmek çok ilginç geldi. Neredeyse bütün markaların AVM’lerde yerini almış olması bir yenilginin hazin hikâyesi olarak göründü bana. Lenin caddesindeki reklam panoları ve lüks araçlar, kominizim zamanından kalma mimarisi, Stalin ve Lenin heykelleriyle enteresan bir tezatlık içinde bulunan şehir Moskova’da “din afyondur” diyenlere inat bir de Müslüman nesil yükselmekte. Burada geçirdiğim birkaç gün bana bu eski demir perde ülkesinde yaşayan sıcacık ırkdaşlarımızı Müslüman kadınları, kardeşlerimizi tanımama vesile oldu.
Evet, bu kadınlar renkleriyle, desenleriyle, kültürleriyle farklıydılar. Ama gördüm ki; kadın her yerde kadındı.  Bütün hayatın yükünü kendine rağmen çeken, çocuklarını, ailesini, değerlerini kendine tercih eden, etmek zorunda kalan fedakâr kadınların yaşamları dünyanın her yerinde farklı hikâyelerle de olsa karşımıza çıkmaya devam ediyor. Bugün burada kuruluşuna şahitlik ettiğimiz Moskova Müslüman Kadınlar Birliği’nin toplumsal duyarlılığı ile çok önemli işler başaracağına inanıyorum. Birlik her ne kadar kadın sorunlarını merkeze almamış olsa da zamanla kadınların hayatını kolaylaştıracak bir fonksiyona doğru
evrilebileceğini de gözden ırak tutmamak gerekir.  Bu vesileyle kendilerini bir kez daha kutluyor başarılar diliyorum.

Rusya’da Müslümanlar

Rusya federasyonu 25 özerk bölgeden oluşuyor. 142 milyon nüfusuyla dünyanın 5. Büyük nüfusuna sahip olan Rusya federasyonunda yaklaşık 20 milyon Müslüman yaşamakta. Ruslardan sonra en fazla nüfusa sahip olan grup Müslüman Tatarlar. Rusya’daki en büyük dini cemaati ise Ortodokslar oluşturmakta.

Rusya’daki Müslümanlara ait ilk organizasyon Müslümanların talebi ve Rus Çariçe’si II. Yekaterina’ nın fermanıyla 04 Aralık 1789 tarihinde UFA şehrinde Dinî Nezâret adıyla kurulmuş. Böylece UFA Rusya Müslümanlarının tarihî merkezi olmuş. 1985 yılına kadar süren Komünist dönemin ardından SSCB’in açıklık politikalarını benimsemesi ile dini özgürlükler genişlemeye başlamış. Bu tarihten itibaren yeni mescitlerin yapımına ve yeni müftülüklerin açılmasına müsaade edilmiş. 1991’de bugünkü Rusya Federasyonu kurulduğunda ise Ortodoksluk, Müslümanlık, Yahudilik ve Budizm “Geleneksel din olarak” kabul edilmiştir. Moskova Belediyesi tarafından (Park Pobye) Zafer Parkı’nda inşa edilen kilise, cami ve sinagog ile bu düşünce somutlaştırılmak istenmiş. Buna ilave olarak bu 4 dinin temsilcisi Cumhurbaşkanlığı protokolüne de dahil edilmiş. Özellikle Putin’in Cumhurbaşkanı olmasıyla Müslümanlara yaklaşım daha sıcak hale gelmiş. Dini bayramlarda kutlama mesajının yanı sıra Müslümanlara yönelik önemli mesajlar verilmekte, bayram namazları devlet televizyonundan canlı olarak yayınlanmaktaymış. Rus yetkililerin Müslümanlara verdikleri önemin bir ifadesi olarak Merkezi Dinî İdare Başkanlarını devlet madalyası ile ödüllendirmişler. Diğer taraftan Rusya Federasyonu Müslüman nüfusu vesilesi ile İslam Ülkeleri ile ilişkileri geliştirme gayreti içerisinde. Nitekim 2005 yılında İslam Konferansı Örgütüne gözlemci üye olmuş, 2008 de de İKÖ’ye daimi temsilci atamış. Bütün bu iyi niyet gösterilerine rağmen Müslümanların pek çok sorunu var. 2 milyonluk şehir olan Moskova’da sadece 5 tane camii olması özellikle Cuma ve bayram namazlarında yağmur ve eksi 20 derece soğuklarda Müslümanların cadde ve sokaklarda namaz kılmasına neden oluyormuş. Tarihi 100 yıla dayanan Moskova Camii’nin ise büyütülerek yeniden inşa edilmesi süreci henüz bitmiş değil. Moskova Camiinde 6 bin kişinin aynı anda namaz kıldığı söylenmekte. İnşaatı bittiğinde caminin iç tezyinatını Türkiye yapacakmış.
Günümüzde Rusya Federasyonunda Müslümanların 4 tane dini organizasyonu/ birliği var. Bu organizasyonun başındaki kişilere müftü deniyor. Ayrı zamanda Rusya Müslümanları Asya ve Avrupa merkezi dini organizasyonu olarak iki ayrı organizasyonda temsil ediliyor.
Bu organizasyonların başındaki kişi Rusya Müftüler Konseyi Başkanı olan Ravil Gaynuddin aynı zamanda da Rusya Müslümanları Avrupa Merkezi Dini İdaresi Başkanı. Bu konumuyla Ravil Gaynuddin Rusya’daki bütün Müslümanları temsil ediyor.
Ravil’in Müftü yardımcısı olan Ruşen Abbasoğlu aynı zamanda Moskova milletvekili. Rusya’nın şu anki ekonomi ve İç İşleri Bakanı da Tatar Müslümanlarından.
Rusya Müslüman Kadınlar Birliği’nin de çatısı altında kurulmasına öncülük eden Rusya Müftüler Şurası Başkanı Ravil Gaynuddin  Rusya’nın sesi Radyosuna verdiği demeçte, “günümüzde Rusya Federasyonunda  Müslümanların 4 büyük dini merkezi var. Ancak aralarında aktif bir işbirliği yok.  Bizim yapamadığımızı kadın örgütleri başardı. Kadınlar, Müslüman Kadınlar Birliğini kurarak hepimize örnek oldular, ancak birlik olursak Toplumumuzun karşı karşıya bulunduğu sorunları çözebilir, İslam’a darbe indirmek, Müslümanların imajını lekelemek isteyenlere birlikte karşı koyabiliriz” dedi
Ravil, “Rusya’daki İslam’ın uzun ve zengin bir tarihi olduğunu, Dünyanın hiç bir yerinde Kadı ya da Müslümanların Diyanet İşleri Başkanlığında yönetim kurulu üyesi olan kadın olmadığını, Rusya’da ise 1917 yılı Müslümanlar Kongresinde Muhlisa Bubi’nin Kadı seçildiğini söyledi.  Rusya Müslüman Kadınlar Kongresi Müslüman toplumunda değişimler yapılmasının kaçınılmaz olduğunu gösterdi dedi ve Rusya Müslüman Kadınlar Birliğinin faaliyetleri sonucunda Rusya Müftü Yardımcılığına bir kadının atanmasının mümkün olabileceğini kadın müftü yardımcısının sosyal güvenceler, eğitim, kültür, hayırseverlik konularıyla ilgilenebileceğini” ifade etti.  {jcomments on}
Önceki Yazı

Aile İrşat Bürosunun Çalışmasına Katıldık

Sonraki Yazı

“Meclis Göreve” Toplantısı HAZAR’da Gerçekleşti

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir