Prof. Dr. Medaim Yanık ile “Evlilikte 7 Mesele” Üzerine – 10 Ekim 2025

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

Derneğimizin düzenlediği Aile Atölyesinin bu oturumunda, psikiyatrist Dr. Medaim Yanık, uzun yıllara dayanan çift terapisi deneyiminden yola çıkarak yazdığı Evlilikte 7 Mesele kitabının içeriğini ve temel bulgularını paylaştı. Yaklaşık 500’ü aşkın çiftin öyküsünden ve mutlu evliliklere dair 180 görüşmeden süzülen verilerle oluşturulan bu çalışma, Türkiye’de özgün bir evlilik gözlemi olarak öne çıkıyor.

Evlilikte 7 Temel Mesele

Yanık, evliliklerin “doyum spektrumunda” dağıldığını; çok kötüden çok iyiye uzanan bu çizgideki farklılıkların çoğunlukla yedi temel meseleyle ilişkili olduğunu belirtti:

1. Eşlerin birbirine bakışı:

Evliliğin temelinde eşlerin birbirini “iyi insan” olarak görüp görmemesi belirleyicidir. Olumsuz, hatta tehlikeli kişilik özellikleri (yalan, zorbalık vb.) varsa terapinin alanı dışına çıkılır.

Olumlu bakışı güçlendirmek için “evlilik anlatısını” yeniden yazmak, olumlu anıları hatırlamak ve eşin güçlü yönlerine odaklanmak önemlidir.

2. Kavga biçimi ve yıkıcı çatışmalar:

Çiftlerin sorun çözme biçimi evliliğin kaderini belirler. Sorundan kavgaya giden zincirin kırılması için “mola verme” en etkili stratejidir. Eşler tartışma aşamasında dinleme, sıralı konuşma gibi beceriler geliştirmelidir.

3.Küslük:

Türk kültürüne özgü bir olgu olarak tanımlanan “küsmek”, evliliğin duygusal akışını bozan en yıpratıcı süreçlerden biridir. Araştırmalara göre küslük %80 oranında cinselliği de durduruyor. Sağlıklı çiftler, küslük süresini kısaltmayı başarabilen çiftlerdir.

4.Farklılıkları yönetebilme:

Her çift arasında mizacın, kökenin, ekonomik anlayışın, geleneklerin ya da duygusal ifadenin farkları vardır. Farklılığı düşmanlık nedeni değil, yönetilmesi gereken doğal bir durum olarak görmek olgun bir ilişki göstergesidir.

Bu beceri evlilik öncesi eğitimlerde de kritik öneme sahiptir.

5.Ortak yaşam, para ve adalet:

Aynı evde yaşamak; zamanı, parayı, sorumluluğu ve aile ilişkilerini birlikte yönetmeyi gerektirir. Paranın adil yönetimi en sık çıkan çatışmalardan biridir. “Üçte bir kuralı” önerilir: Her eş kazancının üçte birini kendine, üçte birini ortak giderlere, üçte birini tasarrufa ayırır. Asıl mesele, hangi model olursa olsun “adalet” ve “sömürü olmaması”dır. Fakirlik evlilikleri en çok zorlayan faktördür; ekonomik destek aile mutluluğunu doğrudan artırır.

6.Arkadaşlık:

Eşlerin birbirine arkadaşlık yapabilmesi, yani sohbet edebilmesi, birlikte aktivite yapabilmesi, evlilik doyumunu büyük ölçüde belirler. Özellikle birlikte yapılan seyahatler veya paylaşılan aktiviteler ilişkinin kalitesini yükseltir.

7.Cinsel yaşam:

Cinsellik, evliliğin sağlığını doğrudan yansıtan bir göstergedir. Sorun bazen cinsel işlev bozukluğu, bazen de ilişki problemlerinin cinselliğe yansıması olabilir. Libidoların kişiden kişiye değiştiğini, “az – orta – fazla” gibi dağılımlar olduğunu belirten Yanık, bu farklılıkların saygı ve empatiyle yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Medaim Yanık bunlara ek olarak talep–kaçınma döngüsünü anlattı. Kadınların çoğunlukla sorunun üzerine konuşmak istediğini, erkeklerin ise geri çekildiğini söyledi. Bu döngüyü kırmak için kadınların taleplerini ilettikten sonra biraz beklemesinin; erkeklerin de tamamen uzaklaşmak yerine, uygun bir zamanda dönüp konuyu yeniden açmasının iletişimi büyük ölçüde rahatlatacağını vurguladı.

Ardından konuyu kabul ve sabır meselesine getirdi. Hayatta her sorunun çözülemeyeceğini, bazılarını olduğu gibi kabul etmenin ilişkinin kalitesini artırdığını anlattı. Bu yaklaşımın maneviyatla, iç olgunlukla ve kişinin kendi hayat felsefesinin gelişimiyle yakından ilişkili olduğunu ifade etti. Bu çerçevede hem kadınların hem erkeklerin zaman zaman dinî argümanları kendi lehlerine kullanabildiklerini, oysa ilişkilerde adalet ve merhametin merkezde olması gerektiğini özellikle belirtti. Ayrıca, “İslami temelli çift terapisi” üzerine yürüttükleri yeni akademik çalışmaların yakında yayımlanacağını paylaştı.

Yanık, boşanmanın etkilerine değinirken de oldukça netti: Bu sürecin hem ekonomik hem psikolojik açıdan ağır sonuçları olduğunu, araştırmaların kadınların genellikle boşanmanın ardından ilk iki yılda zorlandığını; erkeklerin ise çoğu zaman bu süreçten daha geç çıkabildiğini gösterdiğini aktardı. Türkiye’de boşanma sonrası çocuklarla ilişkinin özellikle babalarda yaklaşık yüzde 80 oranında zayıfladığını söyleyerek meselenin toplumsal boyutuna işaret etti.

Sohbeti tamamlarken, hiçbir evliliğin yedi alanın hepsinde mükemmel olamayacağını; ancak her alanın geliştirilebilir olması sayesinde umudun her zaman mümkün olduğunu vurguladı. Ona göre mesele, kusursuz bir birliktelik aramak değil, iyileştirilebilir bir ilişki kurabilme iradesini sürdürmek. Bu yaklaşımın adalet, merhamet ve karşılıklı anlayış temeline dayandığını hatırlattı.

Metni yayına hazırlayan: Zehra Kılıç

Önceki Yazı

İlişkilerde Şiddet Riski: Kök Nedenler ve Çözüm Yolları – Prof.Dr. Medaim Yanık – 31 Ekim 2025

Sonraki Yazı

“Kim Kimle Evlenirse Mutlu Olur?” – Prof. Dr. Medaim Yanık – 3 Ekim 2025

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir