Heinrich Böll Stiftung Vakfı ile Görüşme

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

27 Haziran 2006

Heinrich Böll Stiftung Derneği’den, Türkiye’deki siyasi durum ve gelişmeler hakkında görüşmek yapmak üzere Derneğimizden Ayla Kerimoğlu ve Mazlumder’den Elif Girgin’e yapılan davet gereği Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin genel yöneticisi sayın Ralf Fücks ve Türkiye temsilcisi Dr. Ulrike Dufner ile 27- Haziran-2006’da bir araya gelindi.
Tanışmalarla başlayan toplantı zaman ilerledikçe farklı anlayışların ortaya konduğu bir tartışma zeminine doğru kaydı. Toplantıda özgürlük, demokrasi gibi batı menşeli olarak günümüzde evrenselleşmiş olan kavramların dahi kişiye ya da gruplara özel tanımlarının olduğu,  benim anlayışım ve benim ölçülerime göre  özgürlük, demokrasi noktasında kilitlenen tipik Batılı zihniyetin bir örneği sergilenmiş oldu.
Uluslararası anlaşmalar gereği ailenin çocuklarını eğitme ve kendi inançlarına göre yetiştirme hakkının olduğu belirlenmiş olmasına rağmen temsilcilerin, dini bir hassasiyetle kızlarının başlarını örten ya da örtmeye teşvik eden ailelere itiraz ederken, kişi haklarını sonuna kadar tanıması ve vatandaşının en temel haklarını teminat altına alması gereken devlete, vatandaşını bu haklarından mahrum etme yetkisini verebilme noktasında oldukça bonkör davranmaları düşündürücü idi. Liberal özgürlükleri sonuna kadar kullanma noktasında çalışmalarına yön veren dernek temsilcileri, kişilerin kılık kıyafetinde özgür olmalarını ancak belli şartlar altında kabul etmekteydiler. Kendi anlayışlarına göre örtünmenin bir tür eziyet olduğu yolunda vardıkları karar gereği bütün insanların bu karara uymalarını bir hakmış gibi bekleyebilmekteydiler.
Ya da demokratik bir seçimle iş başına getirdikleri bir hükümetten dolayı Filistin halkının cezalandırılmasını makul karşılayabilmekteydiler.
Ortaçağ kilisesinin baskısına maruz kalan Avrupa’nın yaşadığı tarihi kırılmanın bütün dünya için geçerli olması konusunda kararlı, dinlerin bireysel alandan kamusal alana çıkmasının yanlış olduğu noktasında ısrarlı, ancak bireysel alan ve kamusal alan ayrımında sınırların bireysel alan aleyhine daraltılmasında savunmacı bir yaklaşıma sahip olmada oldukça rahat davranabilmekteydiler.
Kısacası, diğer medeniyet mensuplarını anlamadan ziyade daha çok kendi değerlerini empoze etme üzerine kurulmuş modern batı anlayışının tipik bir örneği kadın hakları alanında yaptığımız bu küçük toplantıda da kendini gösterdi.

Hazırlayan: Emine Ünlü

Önceki Yazı

İstanbul Müftü Yardımcısını Ziyaret

Sonraki Yazı

Deniz Feneri’nden Plaket

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir