Karşılıklı iyi oluş amacını gerçekleştirmek için iki veya üstü insanın etkileşimde bulunması olarak tanımlanabilecek grup ortamında yer almanın üyeler üzerindeki iyileştirici etkileri 20. yüzyılın başlarından beri araştırma konusu olagelmiştir. Bu alana ilişkin kapsamlı araştırmalardan biri Irvin D. Yalom tarafından yapılmış ve neticede grup ortamında üyelerin ruhsal iyi oluşuna katkısı bulunan on bir iyileştirici faktör tespit edilmiştir. Bu on bir iyileştirici faktör; umut aşılama, evrensellik, bilgi aktarımı (öğretici talimat ve doğrudan öğüt verme yollarıyla), özgecilik, birincil aile grubunun onarıcı yinelenişi, toplumsallaştırıcı tekniklerin geliştirilmesi, taklitçi davranış (özdeşleşme), bireylerarası öğrenme (bireyler arası ilişkilerin önemi, onarıcı duygusal deneyim ve toplumsal mikrokozmos olarak grup kavramlarından hareketle), grup bağlılığı, katarsis, varoluşsal etmenler başlıklarıyla ifade edilmiştir.
Umut aşılama: Şimdi ve buradaya dair ve geleceğe dair geniş umut, tevekkül.
Evrensellik: Benim ya da diğerlerinin farketmeden, hepimiz için geçerlilik.
Bilgi aktarımı: Tevekküle dair psikoeğitim ve evet nasihat ile fark ettirmek.
Özgecilik: başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgememe durumu, başkalarının iyiliğine çalışmayı yaşam ve ahlak ilkesi yapan görüş çerçevesinde Tevekkül halinin kendine ve diğerlerine olan öfkeyi, kini, vs. olumsuzlukları azaltması.
Birincil aile grubunun onarıcı yinelenişi: Tevekkül ettikçe meselenin anne baba ya da diğerleri kaynaklı görülmesinin üstünde bir bakışa ulaşmak, bu hayatın, sıkıntı ya da vs. dertlerin, acıların, kaygıların, korkuların,benim için anlamı nedir? Bende neyi hedefliyor?
Toplumsallaştırıcı tekniklerin geliştirilmesi: Hepimiz için ne yapabiliriz? Gönüldeki inceliği, merhameti, adaleti vs. olumlu özellikleri insanlık için nasıl geliştirebiliriz?
Taklitçi davranış (özdeşleşme): Güzel ahlak sahibi peygamberler, erenler, bilgeler, kemalat yolculuklarında nasıl davrandılar?
Bireylerarası öğrenme: Rabbine güvenip ona bağlanarak sadece ve sadece O’ndan bekleyerek ilişkilerimize yön vermek.
Grup bağlılığı: Bir büyük inanç akidesinin olduğu kadar insandan eşyaya kadar sorumlu olduğumuz bilinciyle cemaate, cemiyete, insana duyulan saygı sevgi merhamet.
Katarsis: “Saf” kelimesinden türeyen bir kelime olup; bireyin, ruhunu kötülüklerden arındırması olarak nitelendirilir. Aynı zamanda, temizlenme olarak da ifade edilebilir. Antik çağlarda dinsel açıdan ruhun aydınlanması. Katarsis kişinin arınmasını ve temizlenmesini sağlayan bir yöntem olarak bilinir. Bireyin, içindeki gerilimi sona erdirerek rahatlamasını sağlayan ve bilinçaltındaki duygularını gün yüzüne çıkararak, kişinin o hislerden kurtulması sağlanır. Kişi, kendi iç dünyasında bastırdığı duyguları sona erdirerek özgürleşme sağlar. Böylece duygusal anlamda bir boşalım yaşar ve tüm gerginliklerinden kurtulabilirsiniz. Tevekkül ile Rabbin huzurnda rahatlama hali, tevekkül içindeki dua ile akan gözyaşları, en güvenli dayanak ve huzur noktası.
Varoluşsal etmenler: Dikey ve yatay varlık konumlarında duran Tevekkül hali duygular, düşünceler, davranışlar ile ile yatay nedensellikte sahne alırken dikey nedensellik gönül ile sahne rollerini yazma.
Hemen tevekkül hâlinin yanıbaşında, bir başka çok garip hâl daha belirgin olmaya başlar, tasavvuf buna “tefvîz” der. Tevekkül olumsuz bir olay başımıza geldiğinde dayanma gücünü ifâde ederken, tefvîz daha o olumsuz olay başımıza gelmeden, ona hazır olma hâlidir.
Kronik kaygı rahatsızlığı (chronic anxiety disorder) insanın sürekli geleceğe yönelik olumsuz, hatta felâket senaryoları yazarak düşünce ve duygulanım vâroluş tarzı ise, tefvîz hâlini yaşayabilme bu acının devası olarak gözüküyor. Bir başka deyimle insan içinde yaşadığı belirsizlikler dünyasında geleceğe kaygı ile bakarken, bir tür antisipasyon yaşar, sanki olumsuzluklara karşı “aşılanıp” olabilecek olumsuz olaylar daha başa gelmeden onları kabullenip rahatlar. Tefvîz hâlinin defalarca yaşanması sonucunda insanın içinde oluşan derin güven hâline ise “sika” denir.
Böylece nefs-i emmâre vâroluş konumunda yaşanan temel vâroluş kaygısı (basic existential anxiety) nefs-i levvâme’ye doğru tekâmül ettikçe tevekkül, tefvîz, sika, teslimiyet hâllerinin devreye girmesiyle temel bir güven ve ümit hâline dönüşür. Sanki gittikçe karanlıklaşan vâroluş gecesinde muhteşem bir mehtab çıkmış ve tüm dünya gümüşî bir renge bürünmüştür.
Korkular ve temel vâroluş kaygısı kısmen de olsa aşıldıktan sonra ve ümit, güven güneşi doğunca insan kendisini daha önce hiç bu oranlarda tanımadığı bir vadide bulur. Sanki bir dağa tırmanışta, zorlu bir tırmanışın sonunda yemyeşil bir yaylaya ulaşılmıştır. Bu yeni vâroluş konumunda ağır basan yeni hâller, önce bir sukûnet, sonra nereden geldiği belli olmayan bir coşku, tüm yaratıklara ve insana yönelik genel bir merhamet ve aşk hâlleridir.
İnsan işlevselliği açısından ikiye bölünmüş bir varlıktır, bir yönden cüzzi aklıyla, rasyonel bir merkezden hareket ederek dünya ilişkilerine girerken diğer yönden de gönlüyle de vâr olabilme potansiyelini taşır. Nefs-i Emmâre temel arzu ve isteklerin yönlendirmesiyle bir aksiyonu emrederken, gönül tam tersini fısıldayabilir.


