Açık/Kapalı Kapılar Ardında Başörtüsü Paneli

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

25 Şubat 2022 günü Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Toplum Araştırmaları Merkezi işbirliğiyle “Açık/Kapalı Kapılar Ardında Başörtüsü” panelini gerçekleştirdik.

Panelin açılış konuşması FSM TAM Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Kevser Şerefoğlu Danış tarafından yapıldı. Danış derneğimize ve katılımcılara teşekkür ettikten sonra program akışını ve yapılış amacını anlattı. Her 28 Şubat yaklaştıkça tetiklenen duygulardan, başörtülü kadınların hikayelerinden, açık/kapalı kadın olmaktan bahsetti .

Danış, Cihan Aktaş’ın “Hayata katılmak için anlatmamız ve yazmamız gerekiyor” sözüne atıfta bulunarak “konuşarak hayatı dönüştürmenin imkanı var mı?” göreceğiz dedi ve birinci oturumu başlatarak ilk sözü Yaylagül Ceran Karataş’a bıraktı.

Yaylagül Ceran Karataş’ın konuşması “Bulmakla Bilmek Âresinde Olmak” başlıklıydı.

Karataş, Başörtüsü sürecini özelde ve kamusalda var olmanın sınırları üzerine konuştu. Kadın olmak, iyileşmek, bilmek ve bulmanın hesabında nereye konumlandırılabiliri felsefe ve psikolojinin kesiştiği bir nokta üzerinden giderek anlattı.  Fail olmak, sorgulamak, sözün sorumluluğunu ve yükünü alarak konuşmak üzerinde durdu.  İnsanın kendi olma sürecinin nasıl mümkün olabileceğine değindi ve yoldaş metinlerin, yoldaş dünyaların önemine dikkat çekti.

Danış, Yaylagül Ceran Karataş’a teşekkür ederek sözü bir sonraki konuşmacı olan Ayşe Altunbay’a verdi.

Ayşe Altunbay, Çocuk ver Ergen Psikiyatri Perspektifi Arayışında: Avrupadaki Başörtüsü Tartışmalarına Türkiye’den Bakış adlı sunumunu yaptı.

Altunbay Avrupa’daki yasak tartışmalarını kendi başörtüsü deneyimleri üzerinden anlattı. Yasak tartışmalarını iki döneme ayırdı ve ilk dönemin 2002-2010 arasında, ikinci dönemin ise 2015’te göç dalgasıyla başlayan bir dönem olduğunu söyledi. Bu iki dönem arasındaki farklılıklara değinen Altunbay ilk dönemde özgürlük rüzgarlarının estiğini, yasağın çözülmesiyle ilgili Avrupa’ya dair umut dolu olduğunu belirtirken; ikinci dönemde değişen yaklaşımlar sonucu kendisinin de tezinin nasıl tersine döndüğünü anlattı.

Danış, Altunbay’dan sonra sözü Ravza Altuntaş Çakır’a verdi.

Ravza Altuntaş Çakır, “Gelenek ve Modernite İkiliğinin Ötesinde: Türkiye’de Kimlik ve Karşı Hegemonya Arasında Başörtüsü” adlı makalesinden hareketle bir sunum yaptı.

Ulus inşası sürecinde Kemalizmin gelenek ve modernizmi dualite olarak aldığını, buna karşılık olarak kamuda alternatif duruşlar geliştiğini anlattı. Başörtüsünün de hem modern geleneksel kimliğin inşa edildiği hem de sorunsallaştığı konulardan biri olduğunu söyledi. Modernliğin ve geleneğin ne kadar geçişken olduğuna dikkat çekerek İbrahim Musa’nın “Eleştirel Gelenekselcilik” düşüncesi üzerinden Türkiye’de başörtüsünü ele aldı. Başörtülü kadınların hem Kemalizme hem de İslami paternalizme karşı iki yönlü bir mücadele verdiğine dikkat çekti.

Panelden sonra soru-cevap kısmına geçildi. Katılımcılar konuşmacılara sorularını sorduktan sonra ikinci oturuma geçilmeden önce bir ara verildi.

İkinci oturumda moderatör Aslı Öztürk’tü. Öztürk oturumun içeriğini anlattı ve sözü Türkiye’nin Örtülü Gerçeği 2 Araştırmasını anlatmaları için Genç Hazar’dan Sena Namlu’ya ve Elif Sima Önder’e verdi.

İlk olarak Sena Namlu söz aldı. Namlu kendi deneyimleri üzerinden projenin başlama sebeplerini anlattı. Başörtüsü yasakları kalktıktan sonra 28 Şubat’ı görmeyen gençlerin farklı bir ortama doğduklarını, bu dönemde birçok şeyin değiştiğini, aynı kalan şeyin sadece hala konuşamamak olduğunu söyledi. Konuşamamanın sebeplerine değinen Namlu toplumsal iletişimsizliğin aşılması gerektiğine dikkat çekti. Hikayeler paylaşıldıkça iyileşme yaşanacağını ve Türkiye’nin de iyileşeceğini umut ettiklerini ekledi.

Elif Sima Önder ise daha çok projenin teknik detaylarından bahsetti. 2013 yılı ve sonrasında hala ne boyutta ayrımcılık olduğunu saptamak istediklerini, bunu yaparken de beş kategoride (eğitim hayatı, iş hayatı, sözlü şiddet, kamusal hayat, fiziksel şiddet) soru sorduklarını anlattı. Katılımcı profilinden, verilen yanıtlardan bahsetti ve en çok ihtiyaç duyulan şeyin “anlatmak, anlamak, anlaşılmak ihtiyacı” olduğunu gördüklerini söyledi.

İkinci oturum katılımcıların söz aldığı forum kısmıyla devam etti. Katılımcılar Türkiye’nin Örtülü Gerçeği 2 Araştırması ile ilgili sorular sorarken diğer yandan da kendi deneyimlerinden bahsettiler. Ayrıca forumun sonunda bundan sonraki panellerde ve toplantılarda konuşulması gereken konularla ilgili önerilerde bulundular.

 

 

Önceki Yazı

Zeynep Yörük ile Hayatını Hafiflet Sadeleşme Eğitimi

Sonraki Yazı

HAZAR KADINLARI 25 KASIM’I ANLATIYOR! (KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ)

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir