HZ. ADEM
* Arap dilcilerinin çoğu, bu kelimenin Arapça asıllı olduğunu, “esmerlik” ve “ülfet” anlamına gelen “üdme” veya “tip, örnek” anlamına gelen “edeme” kökünden türediğini savunurlar. Başka bir görüşe göre, “bir şeyin dış yüzü” anlamına gelen “edîme” kelimesinden türetilmiştir.
* Hz. Adem bütün insanlık için bir prototiptir. Onun hayatından herkesin hayatına bir izdüşüm vardır.
*Âdem kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de 25 yerde geçmektedir.
Adem’in Yaratılışı
*İnsan hayatı tesadüfle değil Allahu Teala’nın seçimiyle başlamıştır. Yüce yaratıcı insanın varlığını yokluğuna tercih etmiştir.
Yüce Allah yeryüzünde bir halife yaratacağını meleklerine bildirdiği zaman; ilim, irâde ve kudret sıfatlarıyla donatacağı bu varlığın yeryüzüne uyum sağlaması için maddesinin de yeryüzü elementlerinden olmasını dilemiştir. “Sizi (aslınız Adem’i) topraktan yaratmış olması O’nun âyetlerindendir. Sonra siz (her tarafa) yayılır bir beşer oldunuz.” (30/Rûm, 20)
Genellikle sahih kabul edilen rivayete göre Allah Adem’i (a.s.) yeryüzünün her tarafından alınan toprak örneklerinin birleşiminden yaratmıştır. Bu toprağın çeşitliliğinden dolayı da Adem’in (a.s.) nesli değişik karakterler taşır. (Ebu Davud, Tirmizi, Müsned)
Adem’in (a.s) toprak, su (Yeryüzünün 3/4’ü su ile kaplıdır. İnsan vücudunun da % 75’i sudur. Demek ki dünyadaki bu düzen, aynen insana da intikal ettirilmiştir.), çamur, akışkan veya süzme çamur (sülale min tîn), yapışkan çamur (tîn lazib), kurumuş çamur (salsal) dan yaratıldığı Kur’an-ı Kerim’de farklı ifadelerle tekrarlanır.
Bu ayetleri ve ifadeleri bir nevi tekamül anlayışıyla yorumlayanlar olmuştur. “insanın üzerinden öyle uzun bir zaman geçti ki o vakit o anılmaya değer bir şey bile değildi.” (insan, 1) bu yaratılışın belli bir gelişme seyri takip ettiği ve belli bir zaman içinde tamamlandığı sonucu çıkarılsa bile bu durum hiçbir zaman ilahi irade ve kudretin tesiri olmaksızın tabii bir tekamül şeklinde anlaşılmamalıdır.
Hadislere göre Adem (a.s) Cuma günü yaratılmış o gün cennete konmuş yine Cuma günü cennetten çıkarılmış, tevbesi bir Cuma günü kabul edilmiş ve yine bir Cuma günü vefat etmiştir.
*İnsanın aslı, hakir/âdi bir çamurdur, çamura üflenen ilâhî ruh onu canlandırıyor…(çift yönlü oluş) Çamur, durağanlığı, hantallığı, bir yerde çöküp kalmayı; ruh ise hareketi, canlılığı, çabayı ve gayreti işaret eder. İnsan mayasındaki çamur alçaklığa, ruhu ise yüceliğe meyillidir. İnsanı ancak ilâhî ruhtan gelen bilinç, olgun harekete yöneltebilir. İnsanlar arasındaki mesafe, çamur ile ilâhî ruh arasındaki mesafe kadar olabilir.
Hz. Âdem’e Ruh Verilmesi
*”Ben onu düzenleyip insan şekline koyduğum ve içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanın.” (Hicr 15/29)… Ruh, her şeyi kemale erdiren, terbiye edip olgunluğa ulaştıran ilahi bir kanun-u emrîdir. Âdem’e nefhedilen ruh, yine Rabbinden ona bir emir olarak gelmiştir. –hâşâ- Cenab-ı Hak için bir ağız, bu ağızda bir nefes mülahaza etmek ve sonra Hz. Âdem’e nefeslenince Hz.Âdem hayata mazhar oldu şeklinde düşünmek tecsimdir, dolayısıyla da dalâlettir.
Cenâb-ı Allah, Hz. Adem’i yaratırken, maddesi olan çamuru, çeşitli mertebelerde değişikliğe uğratarak, canın verilmesi ve ruhun nefhedilmesine müsait bir hale getirdi. Nihayet şekil ve sûretinin tesviyesini/düzenlemesini tamamlayınca ona can vermiş ve ruhundan üflemiştir.
“Allah Adem’i Kendi Suretinde Yarattı” (Buhari-Müslim)
1) Zat bakımından benzerlik: Ruh, zatı bakımından bedenden bağımsız olarak kendi başına varlığını sürdürebilir; araz, cisim ve yer kaplayan cevher değildir. Bunlar Allah için de böyledir. 2) Sıfatlar bakımından benzerlik: ruh, diri beden, işiten, gören…olarak yaratılmıştır. Allahu Teala da bu sıfatları haizdir. 3) fiiller bakımından benzerlik: insanın kendi alemi yani bedeni üzerinde tasarrufu Halık’ın büyük alem üzerindeki tasarrufuna benzer.
İnsan nasıl ki eşyanın bilgisine varlıklar arasındaki benzerlikler sayesinde ulaşırsa Allah hakkındaki bilgilere ulaşmak için de zihninde bahsedilen ilişkinin kurulmasına ihtiyaç vardır. Esasen insan da bu münasebet sayesinde halife olmuştur; hayvanla arasındaki varlık farkı da buradadır. Zamanın ve mekanın
sınırlarını zorlar, melekut alemiyle ilişki kurma yeteneğini haizdir.
{jcomments on}


