Mesnevi’de Az Uyumanın Hikmeti

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

Nur H. ARTIRAN
Efendim uyku, sadece İslâm âlemini veya belli bir tarikat ve mezhebi ilgilendiren bir durum değil tüm insanlık âleminin sorunudur. O nedenle de Âli İmrân sûresi 17, Furkân sûrsesi 64. Müzemmil sûresi 1 ve 4.ayetler, İnsan sûresi 26, İsrâ sûresi 79 ve Zariyat sûresi 17 ve18. ayetlerde olduğu gibi Tevrat ve İncil’de de geceyle ilgili Hakk sözlere rastlamak mümkündür.
Sözü geçen ayetlerde genellikle gece kalkıp ibadet etmesi için Peygamber Efendimize hitâp vardır fakat bu elbette Efendimizin Âli şahsında tüm insanlık âleminedir.Peygamber Efendimizin bir hâdis-i şerifi vardır. “Benim Cenâb-ı Allah ile öyle bir anım var ki;  O zaman aramıza ne bir kitap sahibi peygamber, nede Allah’a yakin olan birmelek girebilir.”
Şems-i Tebrizi Hazretleri bu Hâdis-i şerifi anlatırken; “bu sözle Efendimiz kendi hâlini anlatmıyor. Ümmetine bir dâvet var. Yâni öyle bir şey yapınız ki haliniz de benim halim gibi olsun. Bu sözleri hâl olarak değil o hâle davet olarak anlamak lazım” diyor.
Necmeddin-i Kübra Hazretleri de:  “Arz edilen âyetlerin özellikle geceye işaret etmesi, uyku ile bağlantısı olduğu içindir” der ve uykuyu ikiye ayırır:
Birincisi Uykunun hakikatı,
İkincisi Uykunun hikmeti.

Uykunun hakikati:

Kalpteki duygu organları açılsın diye zahiri duyu organlarını kapatmak. Diğer bir anlatımla ancak zahir duyu organları kapanırsa mânevi duyu organlarımız açılır.
Hz. Mevlânâ’da bu duruma işaret ederek şöyle der: Rubailer clt.4.146 “Geceleyin yol yürünür, çünkü gece sırların rehberidir. Herkes uyurken ilâhi aşk sırları mânâ zevkleri gece gönle gelir. Çünkü ancak geceleri gönlün kapıları açılır.”

 

Uykunun hikmeti:

Rûhumuz şu süfli bedenimizde garip bir haldedir. Bu bedenimizi ıslah ederek, faydalı olanı elde edip, zararlı olanı da def etmeye çalışır. Kişi uyanık olduğu müddetçe rûh bedende hapsolmuş bir vaziyettedir. Kişi uyuyunca kutsi rûh da asli vatanına gider. Gayb âlemindeki huzurla dinlenir. Meleküt âlemine gittiği zaman şahadet âlemini de misâlleriyle görür. Rüya tabir etmenin sırrı da budur.
Mücahede ehli kişi az yiyerek az uyuyarak üzerindeki hava, su, ateş, toprak hakimiyetini eritir yok ederse gönül gözüyle bu âlemde bile meleküt âlemini temaşa eder. Yani rüya yoluyla değil rüyet yoluyla bilir. Kur’an da Nebe sûresi 9. âyette:  “Size uykuyu bir dinlenme yaptık” diye buyrulur. Bizim için bir dinlenme huzur olan uyku da her şey gibi orta yollu normal bir uyku saatidir.
Vücudun dinlenmesi için yeterli olan uyku bedenimize sağlık sıhhat olurken fazla uyumak da hastalık ve vebâldir. Ruh sağlığı az uyumakla elde edilir.
Geceleri uyanık olmak için hep seher vakti işaret edilmiştir. İlâhi takdirinden sual edilmeyen Rabbim rahmet aff-ı mağfiret kapılarını hep seher vaktinde sonuna kadar açmayı takdir buyurmuştur.Hikmeti kendince malûmdur ve bize düşen bu fırsatı kaçırmamaktır. Niçin mutlaka seher vakti uyanık olmak bunu da bir rubai ile arz etmek istiyorum.
Rubailer clt.4.no:87
“Bu seher vakti esen rüzgâr Hakk âşıklarının gönüllerindeki sırlara âşinâdır. Bu uğurlu zamanda sen de uyuma. Bu zaman yalvarma, yakarma zamanıdır, uyuma zamanı değildir. İki cihan halkına, ilâhi bir lûtuf olarak ezelden ebede kadar kapanmayan dilek kapısı seher vaktinde açıktır. Fırsatı kaçırma sakın uyuma!”
Konumuzla alâkalı bâzı hâdis-i şerifleri arz etmek istiyorum.
1.Her gecenin son yarısında kalkana; Cenâb-ı Hakk gökyüzüne tecelli ederek şöyle nidâ eder:  “Kim bana duâ ederse, duâsını kabul ederim. Kim benden bir şey isterse, Ona veririm. Kim benden bağış dilerse onu bağışlarım.”
2.Her gecenin ilk üçte biri geçtikten sonra, Cenâb-ı Hakk gökyüzüne tecelli edip güneş doğana kadar şöyle seslenir:
“Ben her şeyin mâlikiyim. Bana kim duâ ederse, O’nu karşılıksız bırakmam. Benden kim bir şey isterse, O’na istediğini verir ve benden bağış dilerse onu bağışlarım.”
3.Gece yarısı geçtikten sonra Hakk Teâlâ semâya tecelli edip gün doğana kadar şöyle seslenir:
“Bir şey isteyen yok mu? O’na istediğini vereyim. Yalvaran yok mu? Yalvarışını kabul edeyim. Bağış dileyen yok mu? Onu bağışlayayım.”
4.Gecenin son üçte bir kısmında Cenâb-ı Allah; Gökyüzüne tecelli edip şöyle seslenir:
“Kim duâ ederse, onu kabul ederim, kim benden bir şey isterse onu veririm.”
Görüldüğü üzere Peygamber Efendimizin tüm hâdis-i şerifleri hep aynı saatleri seher vakitlerini işaret buyuruyor.
Efendim bir şeyi daha arz etmek isterim. Gece deyince doğal olarak hemen güneş battıktan sonra ortaya çıkan karanlık geliyor aklımıza.
Bu, zahiren hepimizin ayan beyan gördüğü karanlıktır.
Halbuki başka bir karanlık daha vardır ki o da batını olan yani ayan beyan göremediğimiz ancak ehline malum olan gecedir.
Hz. Mevlânâ “ dünya insana benzer, insanda başka bir âleme” der. Onun içindir ki; “dünyada ne varsa insanda da var dünya insanın gölgesidir” derler.
Böyle olunca bir bu dünyamızdaki güneşimiz ayımız yıldızımız gecemiz gündüzümüz var.
Bir de kendi beden evimizde batını olan güneşimiz ayımız yıldızımız  gecemiz gündüzümüz var demektir.
Bakınız ne diyor Niyazi Mısri Hazretleri:
Kenzi mahfi âşikâr hep sendedir
Yaz ve kış leyl-ü nehâr hep sendedir.
İki âlemde ne var ise hep sendedir.
Gayre bakma sende iste sende bul
Men aref sırrına er ko gafletli
Gör ne remzeyler bu insan sureti
Haşr-ü neşr ile Tamûyu cenneti.
Gayre bakma sende iste sende bul.
Kenzi mahfi: yâni ilâhi sıfatlar hep sendedir
Leylü nehar: Gece gündüz
Men aref sırrı: Nefsini bilen Rabbini bilir.
Divân-ı Kebir. Clt .1: 143- 106
Senin canın hakkı için hayırlı işler yapmaktan vazgeçme, bir gece olsun uyuma! Gaflete dalma!
Bir geceyi ömründen azalmış bil, eksik say, uyanık kal, uyuma!
Kendi heva ve hevesine uydun, rahatını düşündün, binlerce gece uyudun.
Ne olur bir gececik de sevgilinin hatırı için uyuma!
Eşi benzeri olmayan, geceleri hiç uyumayan o lütuf sahibi, o güzeller güzeli sevgiliye uy!
Gönlünü ona ver! Onu kendi gönlünde bul da, sen de uyanık kal, bir gece olsun uyuma!
Sabaha kadar uyanık kaldığın; “Ya Rabbî, ya Rabbî!” diye feryat ettiğin o hastalık gecelerini hatırla, o gecelerden kork da bir gece olsun uyuma!
Cenab-ı Hakk; “Dostlar, geceleri uyumazlar.” diye buyurdu.
Bu âyeti duyup, hatanı anlayarak seni yaratandan biraz utandınsa artık uyuma!
İşitmişsindir; Allah dostları isteklerine, muratlarına geceleyin kavuşurlar, dostlarının muratlarını veren padişahlar padişahının aşkına, sen de bu gece uyuma!
Ey ay yüzlü sevgili! Bir gece olsun uyumazsan, gönlünü tamamıyla candan O’ na verirsen, sana ölümsüzlük hazinesi görünür.
Akşam olup da dünyayı aydınlatan güneş battıktan sonra gece gelince, gayb nurunun güneşi doğar da gönülleri aydınlatır, gözleri nurlandırır. Bedenleri manen ısıtır.
Sevgili bu gece kendini zorla da, uyumak için yastığa başını koyma!
Ne olur bir gece yatma da Cenâb-ı Hakk’ın  lütuflarını, ihsanlarını gör!
Bütün manevî güzelliklerin, ihsanların kendilerini gösterdikleri zaman gece vaktidir. Uyuyan bu güzellikleri göremez. Aklını başına al! Sen de bu gece uyuma!
İmran oğlu Musa Allah’ın nurunu geceleyin gördü. Geceleyin o ağaca doğru gitti de “Gel!” sesini duymadı mı? ‘
Hz. Musa geceleyin on yıllık yoldan daha fazla yol aldı da, baştanbaşa nurlara gark olmuş bir ağaç gördü.
Hz. Ahmed (s.a.v.) de Mi’rac’a geceleyin çıkmadı mı?
Burak o büyük peygamberi geceleyin göklerin ötesine götürmedi mi?
İnsanlar gündüz rızk peşinde koşarlar, didinir dururlar. Gece ise sevgili ile buluşma zamanıdır, aşk zamanıdır.
Bu yüzdendir ki âşığı kem gözden korumak ve sevgili ile buluşmasını gizlemek için, gece, karanlığı ile her tarafı kaplar, perdeler gerer.
Gece gelince insanlar dinlenmek için yataklarına girerler, kendilerini uykunun kucağına bırakırlar, uyurlar.
Fakat aşıklar gece uyumazlar. Cenab-ı Hakk’la onların işleri vardır. Onlar manen Hak’la buluşurlar, konuşurlar.
Cenab-ı Hakk Davud (a.s.)’a buyurdu ki: “Ey Davud! Bizi sevdiğini iddia eden kişi; Yatağa girip bütün gece uyursa, onun sevgi iddiası sahtedir, yalandır.”
Âşık olan gece uyur mu? Buna imkan var mı? Hem âşık olmak, hem de uyumak hiç görülmemiştir.
Çünkü âşık içinin yanışını ve derdini söylemek için sevgili ile yapayalnız kalmayı ister.
Bütün gecelerde; Cenab-ı Hakk’dan şöyle hitaplar, sesler gelip durmada: “Ey kulum! Herkes uykuya daldı, kalk! Seninle manen buluşalım. Bu fırsatı kaçırma! Bu fırsat her zaman ele geçmez.
Öldüğün zaman bu can bedenden ayrılınca, bu gecelere çok hasret çekersin, özlem duyarsın.” {jcomments on}

Önceki Yazı

Mesnevi’de Ölüm, Cennet ve Cehennem

Sonraki Yazı

Mesnevi’de Az Yemenin Hikmeti

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir