Gazze İnsanlığın Deniz Feneri – Acıdan Direnişe, Direnişten Umuda

Hazırlayan: Yorum yapılmamış Paylaş:

2025 Ramazan ayında bizi ziyarete gelen Deniz Feneri Kurumsal İlişkiler Müdürü Hayreddin Bey, Gazze’de yürüttükleri çalışmaları anlattığında içimizde yeni bir kapı açıldı. Aşevlerinden çadır kentlere, çadır okullardan yetim destek programlarına kadar pek çok faaliyet yürütüyorlardı.

Deprem bölgesinde yaşayan ve hafif bir sarsıntının bile çocuklarımızı günlerce tedirgin ettiğine şahit olan bizler, Gazze’de gece gündüz demeden başlarına tonlarca bomba yağan, yıkımın ve ölümün içinde büyümeye çalışan çocukların psikolojisini düşünmeden duramazdık. Bu tablo, çadır okul fikrini bizim gözümüzde yalnızca bir eğitim programı değil; bir nefes, bir oyun alanı, bir umut koridoru haline getirdi.

Deniz Feneri’nin çadır okul projesine destek verme kararını böyle aldık. Bir çadırda 260 öğrencinin eğitim alabildiğini öğrendiğimizde heyecanımız daha da arttı. Öğretmen maaşları, iaşeler, kırtasiye giderleri… hepsi projeye dâhildi. Nihayetinde iki çadır okulun hayata geçmesine katkı sunmuş olduk. Oradan gelen her görüntü yüreğimizi hem sızlattı hem ısıttı: yıkıntıların ortasında bir çocuğun çantasını gururla taşıyışı, bir diğerinin kalemine sarılması bizim için tarifsiz bir güç kaynağıydı.

Gazze’den gelen haberler açlığın artık bir savaş silahına dönüştüğünü, her gün onlarca çocuğun açlık ve susuzluktan öldüğünü fısıldıyordu. Biz de bu yüzden yalnızca okulla yetinmedik; Deniz Feneri’nin aşevlerine destek vererek binlerce insanın bir öğün yemeğe ulaşmasına vesile olduk.

Kurban Bayramı’nda bağışlarımızı Gazze’ye yönlendirdik. Böylece sofralarda bir parça daha umut, bir lokma daha merhamet büyüdü.

Elbette biliyoruz ki, Gazze’deki soykırım başladığından bu yana elimizden gelen her şeyi yaptık diyemeyiz; ne dernek olarak ne de birey olarak… Çok daha fazlasını yapabilirdik, hâlâ da yapabiliriz. Yapmalıyız. Çünkü herkesin kendi imkânı ölçüsünde de olsa yapabileceği bir şey mutlaka vardır.

Bu süreci Müslümanlar için Allah’ın rızasını kazanmak adına verilmiş bir imkân olarak da okumak gerekir. Yaptıklarımız büyük zulmün yanında çok küçük kalıyor, bunun farkındayız.

Ancak deniz yıldızı hikayesinden hareketle belki birilerinin hayatına anlamlı bir katkısı olur diye umut ediyoruz. Yine de biliyoruz ki, bu çabalarımızın onlardan çok bize faydası var. Çünkü bu gayretler bize insanlığımızı kaybetmediğimizi, Müslüman olma bilincini diri tuttuğumuzu, vicdanlarımızın sesini hâlâ duyabildiğimizi gösteriyor.

Hiçbir zulüm sonsuza dek sürmez. Gün gelecek, bu soykırım da bitecek; ve biz o gün geldiğinde başlarımız dik, yüzlerimiz ak bir şekilde Gazzeli kardeşlerimizle kucaklaşacağız.

Ve en önemlisi; bir gün çocuklarımız bize, “Orada masum insanlar ölürken siz ne yaptınız?” diye sorduğunda anlatabileceğimiz bir hikâyemiz olacak.

Duamız; özgür Gazze sokaklarında koşuşturan çocukların kahkahalarıyla bu hikâyemizin tamamlanmasıdır. O güne dek sorumluluğumuz da gayretimiz de devam edecek.

Önceki Yazı

SAPANCA PSİKOMATİK FARKINDALIK KAMPI 17-19 Ekim 2025

Sonraki Yazı

12. Kadın Buluşması: Akçakoca – 12-14 Eylül 2025

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir