İKADDER Toplumsal Cinsiyet Çalıştayı’na katıldık
İKADDER’in Haseki Kadın Vakfı ev sahipliğinde düzenlediği Toplumsal Cinsiyet Çalıştayı’na katıldık. Toplantıda 6284 no’lu kanun ve İstanbul Sözleşmesi üzerine istişareler yapıldı.
İKADDER’in Haseki Kadın Vakfı ev sahipliğinde düzenlediği Toplumsal Cinsiyet Çalıştayı’na katıldık. Toplantıda 6284 no’lu kanun ve İstanbul Sözleşmesi üzerine istişareler yapıldı.
Toplantının genel amaçları kadına yönelik şiddetle ilgili farkındalık oluşturmak, KADES uygulamasını tanıtmak, kurumlar arası işbirliği sağlamaktı.
Hazar Kadın Çalışmaları Komisyonu olarak Ramazan Bayramı’nın 3. gününde Brave /Cesur filmini izleyip zoom üzerinden film kritiği gerçekleştirdik.
Son zamanlarda, “aileyi yıkan kanun” olarak sıkça tartışmaların odağında olan İstanbul Sözleşmesini aile ve kadın bağlamında Kurucu ve Onursal Başkanımız Ayla Kerimoğlu sunumu ile dinledik.
Aslı Öztürk moderatörlüğünde Dr. Ayşe Duman ile “Kadınlığın Doğası” adlı bir seminer gerçekleştirdik.
Canlı yayınımıza aşağıdaki linke tıklayıp YouTube kanalımızdan ulaşabilirsiniz.
Derneğimiz öncülüğünde gerçekleşen etkinliğe Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve Kızılay Genel Başkan Vekili İsmail Hakkı Turunç da katıldı ve etkinliğin tüm geliri TürkKızılayı’na bağışlandı.
Çevrimiçi Kaşifler Atölyede Projesi çocukların evden dahil olabilecekleri, gelişimlerini fiziksel, duygusal ve bilişsel olarak destekleyen; aynı zamanda da farklı kültürlerden, farklı şehirlerden çocukların çeşitliliklerini fark etmelerine destek olan bir program düzenlemeyi amaçladı.
Hazar Derneği Onursal Başkanı Ayla Kerimoğlu Eğitim-Bir-Sen’in düzenlediği “Ailemiz ve Geleceğimiz” konulu panelde sunum yaptı.
Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (KADEM) hayata geçirdiği “Mülteciler için Güçlü Sivil Toplum Projesi – Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Destek Programı” kapsamında düzenlenen STK İhtiyaç Belirleme Çalıştayı’na katıldık.
6284 sayılı kanun olarak andığımız Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu tüm ayrıntılarıyla Av. Gözde Özkurteller’den dinledik.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından organize edilen “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” programına katıldık.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çalışan annelere maddi destek vermeye başlamasından sonra biz de destek noktasında akademisyen annelere yönelmek istedik.
İnteraktif şekilde gerçekleşen atölyelerde zihinlerimizdeki Avrupa ve AB algısını anlamaya çalıştık. Avrupa’da Eşitlik ve Özgürlük, Avrupa’da Eğitim, Avrupa’da İnsan Hakları gibi temalar üzerinde durduk.
Türk ve Suriyeli lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinden oluşan kız-erkek öğrenci topluluğu ile alanında uzman isimlerin konuşmaları ve Suriyeli katılımcıların hikayelerini kapsayan “Suriye Meselesini Teori ve Pratikte Tartışıyoruz” etkinliğini gerçekleştirdik.
Kamu kurum ve kuruluşları, STK ve üniversitelerden 60 temsilcinin katıldığı oturumda, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 3.Ulusal Eylem Planı 2016-2020” çerçevesinde gerçekleştirilen faaliyetler ve ileriye dönük planlamalar değerlendirildi.
Bizler kadınlar olarak bir araya geldiğimizde konu bir şekilde dönüp dolaşıp kadın meselesine gelir. Biraz fikri serüveni oluşan kadınlar nasıl bu konularla meşgul iseler,
Katılımcılar arasında çeşitli atölyeler düzenlendi ve İstanbul’da yaşam, üniversite hayatı, karma eğitim, cinsiyet eşitsizliği, STK’lar ve gönüllülük, göç, kariyer hedefleri gibi konular konuşuldu.
“Kadın Olmanın Günahı” belgeselini çekme serüvenimiz Yaprak Hanım’ın “Kadınsız İnkılap” kitabıyla tanışmam ve Yıldıray Oğur’un Türkiye Gazetesi’ndeki Nezihe Muhiddin ile ilgili ilginç makalesini okumamla başladı.
Ve filmler… Filmlerin hikayesi insan’ın hikayesiydi… Yurtlarından sürülmüş mazlumların yaşarken fark edemediğimiz, dinlemediğimiz için anlayamadığımız, yargıladığımız için konuşamadığımız, bakmadığımız için göremediğimiz hayatlarının hikayesiydi…
Kendi gündemimizi kendi hızımızda gözden geçirmeye, sizleri beyin fırtınasına davet ediyoruz. İki haftada bir Cuma günleri öğleden sonraları gerçekleştireceğimiz kadın gündemi tartışmalarında kendini itikatta-amelde ya da gönülde Hazarlı hisseden herkesi bekleriz.
Kürt kadın hareketini geliştiren “Politik ve militansı kadınlar”, büyük ölçüde 1970’lerde sol hareket içinde yetişmiştir. 1970’lerde sol hareket, büyük ölçüde Kürt hareketi üzerinden gelişen bir seyir izlemiştir.
Uzun zaman Osmanlı kadınına ‘Oryantalist’ bir gözle baktık. Bu oryantalist okuma biçimi bize, ‘Batı’da kadınlar özgürlüğünü elde etmişken, Osmanlı’da kadınlar harem hayatına mahkûm edilmiştir. Kadınlar ikinci plandadır.’ diyor.
Bu hafta Cumhuriyet dönemi kadın politikalarına bakacağız. Ana hatları ile nasıl bir kadın kimliği tasavvuru söz konusu olmuştur. Bunun üzerinde duracağız. Öncelikle Cumhuriyet’in temel modernleşme anlayışı üzerinde biraz durmak lazım.
Türkiye’de İslami kadın hareketinin iki zemini var. Bunlardan bir tanesi, başörtüsü mücadelesidir. 1960’dan itibaren, kamusal alanda Müslüman kadının tesettürüyle boy göstermesiyle başlayan mücadele zemini ve o mücadele zemini üzerinde kadının kendini var etme çabası var.
1985’ten sonra feminist hareketler içerisinde belirgin bir şekilde üç tane farklı söylem gelişiyor: Eşitlikçi feminizm, radikal feminizm ve sosyalist feminizm. Eşitlikçi feministlerin her birisi, bizim daha önce gördüğümüz Batı’daki feminist taleplerinin benzerini dile getiriyorlar
Kadın erkek eşitsizliği modern zamanların ortaya çıkardı bir sorundur. Bugün, ana hatlarıyla batıda kadın hareketi nasıl ortaya çıktı, bunu sağlayan tarihi koşullar nasıldır, bu hareketin söylemleri nelerdir konuları üzerinde duracağız.
Kadın ve erkek kimliği, ilk insanın yaratılmasından itibaren üzerinde çokça konuşulan konular arasındadır. Dünyaya gözlerimizi açtığımız andan itibaren bir cinsiyet kategorisi ile karşılaşırız.
14 Aralık’ta Kadın Gündemi Tartışmaları başlıklı programımızda Fatma Dişli’yi misafir ettik. Aynı zamanda Hazar üyesi de olan Fatma Dişli bizlere yüksek lisans tezi olan Cam Tavan’ı sundu.
Yasa ve yargı süreçlerinden kaynaklı sorunları masaya yatırdığımız çalıştayda, toplumsal cinsiyet perspektifi de olmak üzere meseleninin bir çok boyutuna değinildi.
9 Mayıs 2018 Çarşamba günü İstanbul Aydın Üniversitesi’nde yapılan “Türkiye’de Bulunan Geçici Koruma Altındaki Suriyeliler Çalıştayı”na Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği’ni temsilen Emine Akay ve Aslı Cingil katıldı.
Sosyal medya kullanma sebeplerimizden en önemlisi, insan çevresi, komşuluk, arkadaşlık, dostluk, şahsiyet gibi biriktirdiğimiz birçok şeyin sosyal medya aracılığıyla daha geniş kitlelere rahat ve ekonomik şekilde ulaştırabilmemizdir.
Katılım sertifikalarını aldıkları gün bizi öğrenme kabiliyetlerine hayran bırakan öğrencilerimiz, konuşmaları ve duygularını ifade etme becerileri ile yüreğimize dokunmayı başardılar. Herkes aynı şeyi söylüyordu: “Bize umut oldunuz, ışık oldunuz, dost ve aile oldunuz…”
T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığının Ankara’da düzenlediği, “Gençlerin Madde Kullanımıyla Mücadele Eden Sivil Toplum Kuruluşları Çalıştayı”na katıldık.